I-AMAÇLARINIZI
BELİRLEYİNİZHer çalışma
bir amaca yönelik olmalıdır. Bu amaçlar, bir problemin çözümünü öğrenmek,
bir yazıdaki ana düşünceyi bulabilmek vs. olabilir. Bunları iyi belirleyerek
çalışmaya başlayan kişiler, bu yakın amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek,
okulunu bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen uzaktaki amaçlarına
da ulaşmaktadırlar.
II-
PLANLI ÇALIŞINIZ
Birden çok iş ya da ders üzerinde aynı günde çalışmanız gerektiğinde
hangisinden işe başlayacağınızı bilemediğiniz ya da çalışmaya başlamak için
karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya yanıtınız "evet" ise, sizin
planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla,
yani aynı zamanda birden çok dersi çalışmayla yüz yüze geldiğinizde,
dersler-den her birinin üzerinizde yarattığı ruhsal baskı, bunlardan
herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi engelleyerek ve verimsiz biçimde
işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza neden olacaktır.Bu tür
kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman yapacağınızı belirli
bir sıraya koymakla yani "Karar Vermekle" ortadan kalkar. İşte çalışmada
plan; "nasıl", "ne zaman" ve "nerede" çalışacağınıza karar vermek
demektir.Öğrenciler günlük ve haftalık bölümleri de olan aylık çalışma
planlarında;
Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını,
Geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini,
Sınav tarihlerini,
Hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını,
Planlarına aldıkları, ancak çeşitli nedenlerden ötürü zamanında
yapamadıkları çalışmalarını ne zaman tamamlayacaklarını,
Dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma sinema ve
tiyatroya gitme gibi ders dışı etkinliklere ne zaman yer vereceklerini
göstermelidirler.
Günlük çalışma çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme,
dinlenme, ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş
olmalıdır.Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz hisseden
öğrenci çalışma saatlerini yanlış seçmiş demektir. Beklemeden günlük çalışma
çizelgesinde gerekli değişikliği yap-malıdır.
III- ZAMANI VERİMLİ KULLANINIZ Öğrenciler
bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından
birbirlerinden farklıdırlar. Bir öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen
öğrendiği bir dersi bir başka öğrenci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse
çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir ders ya da
konu içinde ayrılacak süre öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci zamanı
kendine göre ayarlamalıdır.Bir saat çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık
dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan
dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır. Ders çalışmak için gerekli
gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora da zaman ayrılmalıdır.
Ancak bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.
IV-
VERİMİ AZALTICI ETKENLERİ ORTADAN KALDIRINIZÇalışmaya
başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku,
öfke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile
dertleri, normalin altında ve üs-tündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok
soğuk gibi) acelecilik, telaş, araç ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin
elden geldiğince giderilmesi gerekir.
V-
UYGUN BİR ÇALIŞMA ORTAMI SEÇİNİZ Çalışma
yerinin seçimi çok önemlidir. Çalışma yeri derli toplu, yalın elden
geldiğince sabit ve sakin olmalı, ayrıca ışık, ısı gibi fiziksel sorunları
da çözümlenmiş olmalıdır. Ayrı bir yerin sağlanamaması çalışmadan kaçmanın
bir nedeni olmamalı, elverişsiz koşullarda da ders çalışmaya alışmalıdır.
Yatakta,
koltukta ve divanda uzanarak çalışmak, dikkatin toplanmasını güçleştirecek,
öğrencinin çalışmak için daha çok zaman yitirmesine neden olacaktır.
VI-
DİKKATİNİZİ UYANIK TUTUNUZİnsanda dikkat
her an vardır, önemli olan bunun çalışılan konu üzerinde toplanabilmesidir.
Sevilen ve ilgi duyulan bir konu, dikkatin uyanık tutulmasına yardım eder.
Daima belirli yerler-de çalışmak, gürültünün bulunmadığı ortamlarda
çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli araçlar dışında başka
şeyler bulundurmamak, çalışma yerini 18-20 derece sıcaklıkta tutmak, işleri
sıraya koymak, işleri bitirmede kendinizle yarış kararı almak, her seferinde
bir çeşit işle çalışmak dikkatin dağılmasını önleyici yöntemlerdir.
VII-
DERSE HAZIRLIKLI GELİNİZ
Başarılı olmanın yollarından biri de derslerin işlenmesine etkin olarak
katılmaktır. Derslerde sürekli edilgin durumda kalan öğrencilerin işlenen
konuları anlamaları zordur. Öğrenciler okula gelmeden önce, o gün
işleyecekleri konuları gözden geçirmelidirler. Bu sayede hem derslerin
işlenişine katılmak için gerekli güveni kazanırlar, hem de öğretmenin
anlattıklarını daha kolay anlarlar.Gerek işlenecek konulara hazırlanırken,
gerekse işlenen konular gözden geçirilirken, allamakta zorluk çekilen yerler
belirlenmeli, bu konularla ilgili sorular hazırlanıp, derste öğretme-ne
sorulmalıdır. Öğretmenlerin derse hazırlıklı gelen, soru soran, derse kalkan
öğrencileri da-ha çok sevdikleri de unutulmamalıdır.
VIII- NOT TUTUNUZ
Öğrencilerin büyük bir kısmı not tutma tekniğini bilmemektedir.Not tutarken;
Anlatılanlar öğretmenin ağzından çıktığı gibi değil, anlaşıldığı gibi
yazılmalıdır.
Öğretmenin anlattığı konunun ana fikri ve anlamları kavranıncaya kadar
beklenilmelidir.
Zamanın çoğu yazmakla değil, dinlemekle, fikirleri kavramaya çalışmakla
geçmelidir.
Konu; grafik, şekil, istatistik vb. bilgilere dayalı olarak
anlatılıyorsa notlar arasına bunlarda alınmalıdır.
Önemli fikir ve paragrafların aynen yazılmasında fayda vardır.
Yazıların düzgün ve okunaklı olmasına önem verilmelidir. Önce müsvette
yapma, sonra temize çekilme yoluna gidilmelidir.
IX- ARAÇ - GEREÇ VE KAYNAKLARDAN YARARLANINIZ
Öğrenci, herhangi bir konunun öğrenilmesinde, basılı araçlara ne kadar baş
vurursa, öğrenme ilgisi ve zihinsel yetileri de o kadar çok genişleyecektir.
Basılı öğrenme araçlarından
yararlanmada çizelge grafik, harita ve resimlerin özel bir önemi vardır.
Bunlar sayfalarca anlatılan bilgileri topluca ve bir arada vererek o konunun
kavranmasına yardımcı olmaktadırlar.
X-
VERİMLİ OKUYUNUZ
Okuma, öğrenmenin en temel yoludur. Öğrenmede hızlı okuma önemli ve
gereklidir. Hızlı okumayla hem okunanlar daha iyi anlaşılır, hem de zamandan
kazanılır. Okuma hızı lise öğrencileri için yaklaşık 200 - 250 sözcüktür. Bu
hız okunulan yazının niteliğine ve okumanın amacına göre ayarlanmalıdır.
Vakit geçirmek amacıyla bir hikaye veya roman okurken okuma hızı oldukça
yüksek olabilir. Ama okuma yorum yapma, eleştirme özet çıkarmak için
yapılıyorsa okuma hızı yavaş olmalıdır. Hızlı okumanın en önemli
yolu sesiz okumadır. Sessiz okuma hızı arttırdığı gibi anlamayı da
kolaylaştırır. Hızlı ve anlamlı okuma becerisi kazanabilmek için bol bol
okuma çalışmaları yapılmalıdır. Önce gazete, öykü ve roman gibi şeylerle işe
başlamalı giderek boş zamanları okuyarak değerlendirme alışkanlığı
kazanılmalıdır.
XI-ARALIKLI
TEKRARLAR YAPARAK UNUTMAYI ÖNLEYİNİZ Öğrenilenler zamanla unutulabilir. Unutmayı
önlemenin iki yolu vardır. Bunlardan biri öğrenilen bilgileri yeri geldikçe
kullanmak, diğeri de aralıklı olarak tekrar etmektir.Öğrenciler
öğrendiklerini yeri geldikçe kullanırken hem bunların işe yaradığını
görecekler, hem de yeni bilgiler edinmeye motive olacaklardır.Aralıklı
olarak yapacakları tekrarlar sayesinde ise bir taraftan eski öğrendiklerini
hatırlarken diğer yandan da sınavlara her an hazır durumda
olacaklardır.Başarı dileklerimizle.
ZAMAN DÜZENLEME VE PLANLI ÇALIŞMA
Çaba, enerji ve zamanı en ekonomik şekilde kullanmak
istiyorsak bir programa bağlanmalıyız. Zamanı boşa geçirmek, yaşamı boşa
geçirmektir. Ve boşa geçen zaman asla telafi edilemez.Bazı öğrenciler için
özellikle derslerin başlangıcında çalışmaya düzenli bir biçimde yoğunlaşma
zor gelir. Bu zorluk genellikle uzun süreli planlama ve çalışma programının
yokluğundan kaynaklanır. Öğrenciler zamanlarını planlamayı ve bunu yazılı
hale getirmeyi önemli bulmazlar. Oysa yapılan çalışmalar derslerdeki başarı
ile gerçekçi planlama arasında önemli ilişki olduğunu ortaya
koymaktadır.Aşağıda verilen durumlar bir çoğumuza tanıdık gelebilir;
Arkadaşlarınız
birlikte sinemaya gitmeyi önerdi. Bu filmi görmeyi çok istiyordunuz fakat
ödevinizi bitirmek zorundasınız. Önemli bir sınavdan önceki gece. Çalışmaya
başlamanız gerek ama okunacak çok yer var. Zaman yeterli değil. Tüm
zamanınızın nereye gittiğini merak ediyor musunuz ? Çalışmalar ve ödevler
son anda mı kalıyor ? Sınavdan veya ödev teslim tarihinden önce kendinizi
baskı altında hissediyor musunuz ? Zamanınızı kontrol etmek ister misiniz
?Zamanı iyi planlamak sizin elinizdedir. Zamanı akıllıca kullanmak sizi daha
başarılı kılacak ve düşündüğünüzden daha fazla zaman yapmak istedikleriniz
için size kalacaktır. O halde zamanı planlamayı öğrenin ve bunu uygulamak
için istekli ve sabırlı olun. Unutmayın eski alışkanlıklardan kurtulmak
zaman alır ve palanlı yaşamak başlangıçta çok zor gelebilir. Bu nedenle
kendinizi zorlamanız gerekir. Katlanacağınız kısa süreli sıkıntı daha sonra
sizi mutlu ve başarılı yıllara götürecektir.Öğrenciler çalışma planı
hazırlamadan önce ders çalışma süresi, çalışılması gerekli dersler v.b.
konularda öğrenme ilkelerini bilmek zorundadır. Bu ilkeler;
Çalışma planı hazırlarken hangi dersin hangi saatte çalışılacağı
karalaştırılmalıdır. Zor yada ağır öğrenilen dersler için en verimli
saatlerin ayrılması uygundur. Zihnin uyanık ve çanlı, konsantrasyonun en
yüksek olduğu zamanlar en verimli saatlerdir. Çalışma için en verimli ve
canlı, konsantrasyonun en yüksek olduğu zamanlar en verimli saatlerdir.
Çalışma için en verimli saat bireylere göre değişebilir. (sabah erken,
okul dönüşü, akşam yemeğinden sonra vb. ) Öğrenci bir hafta kendini
gözleyerek en verimli saatleri saptayabilir. Genel olarak bedenin
dinlenmiş ve zihnin öğrenmeye açık olduğu saatler verimli kabul
edilmektedir. Günün sonuna daha mekanik ve rutin işler bırakılabilir. Bu
tür etkinlikler fazla yoğunlaşmayı gerektirmez ve birey yorulunca
bırakabilir.
Çalışma planında her derse belirli bir süre ayrılmalıdır. Bu süre dersin
zor yada kolay oluşuna, çalışılacak konunun uzunluğu veya kısalığına,
öğrencinin konu ile ilgili ön bilgisine ve çalışma yöntemine
(okuma,yazma,yineleme) göre değişir. Genellikle bir saatlik dersin ödev
ve çalışılması için iki-üç saat ayrılması önerilir. Öğrenci planı
uyguladığı ilk haftayı deneme haftası olarak görmeli ve çalışmayı
planladığı dersin başlangıç ve bitiş saatlerini kaydetmelidir. Böylece
hangi derse ne kadar sürede çalışıldığı saptanacaktır.
Çalışma sürelerinin çalışma planında aynı saatlere yerleştirilmesi
gerekir. Böylece o saatlerde çalışma alışkanlığı kazanılacak ve
çalışmaya dikkatin toplanması kolaylaşacaktır. Ayrıca alışkanlık haline
geldikten sonra aynı saatte çalışılmazsa gerginlik duyulacak ve
gerginlik çalışılmaya başlandığı zaman ortadan kalkacaktır.
Çalışma için ayrılacak zaman saptanırken dersin sınıfta verileceği gün
ve saate yakın olmasına dikkat edilmelidir. Dersten önce ders veya konu
çalışılırsa, dersin içeriği hakkında bilgi sahibi olunur ve dersi
anlamanın kolaylaşmasının yanı sıra anlaşılmayan noktalar sorulabilir.
Unutmanın en aza inmesi için de dersten sonra yinelemek gerekir. Böylece
hem unutma azalır hem de dersi izleme ve öğrenme kolaylaşır.
En
verimli çalışma aralıklı çalışmadır. Ara vermeden uzun süre çalışma
kadar uzun süre dinlenme verilerek çalışmada verimsizdir. Ara vermeden
uzun süre çalışma zihnin yorulmasına ve dikkatin dağılmasına yol açar.
Uzun süreli dinlenme ise tekrar çalışmaya dönmeyi güçleştirir. Çalışma
ve d,inlenme süresi dersin özelliğine göre değişirse de ortalama olarak
önerilen, 40-50 dakikalık çalışmadan sonra 10 dakika dinlenmedir. Ancak
matematik, fizik gibi dersler çalışılırken problem çözmeden ara
verilmemelidir. Ayrıca her yeni konuyu çalışmaya başlamadan önce ara
verilmelidir.
Birbirine benzeyen iki ders üst üste çalışılmamalıdır. Örneğin psikoloji
ve sosyoloji dersi yerine, tarih ve matematik dersi arka arkaya
çalışılırsa daha iyi olur. Böylece öğrenilenler birbirine karışmayacağı
gibi sıkıcı olmasının da önüne geçilir.
Öğrenme üzerinde en aza bozucu etki yapan etkinlik uykudur. Bir öğrenci
yatmadan önce on dakika süreyle o gün çalıştığı dersleri tekrarlayarak
uykuya geçer ve sabah güne bir gün önce yapmış olduğu on dakikalık
tekrarı yaparak başlarsa, çalıştıklarını daha iyi korur.
Verimli çalışma daha fazla disiplin ve hırsla elde edilir. Bu demek
değildir ki dinlenmek için zaman ayrılmasın. Verimli çalışmak için
dinlenmek şarttır. Çalışma planı hazırlanırken dinlenmek ve eğlenmek
için zaman ayrılmalıdır. Eğer birey kendini genellikle yorgun
hissediyorsa bu durumun nedenleri aranmalıdır. Havasız bir oda, ağır
yemekler ve yeterince spor yapmamak yorgunluğa neden olabilir. Yorgunluk
ve isteksizlik nedenleri bulunur ve değiştirilebilir. Şimdi yukarıda
sayılan ilkeleri göz önüne alarak zamanın nasıl planlanacağını
inceleyelim.
Çalışma planı hazırlamadan önce öğrenci verimli ders çalışma
becerilerini kazanmalıdır. Verimli ders çalışma alışkanlıklar etkili
öğrenmeyi gerçekleştirmenin yanı sıra zamanın en verimli kullanılmasını
da sağlar. Zamanı planlamadaki ilk adım önceliklerin saptanmasıdır.
Birey önce kendisi için neyin önemli neyin önemsiz olduğuna karara
vermeli veya yapmak istedikleri ile yapmak zorunda olduklarını öncelik
sırasına koymalıdır. Birçok öğrenci yapmak istedikleri ve yapmak zorunda
olduklarını gerçekleştirecek zamanı bulamaz. Sosyal yaşamın sunduğu
eğlenceler ve öğrenciliğin gerekleri arasında seçim yapmak zorunda
kalır. Örneğin, sinemaya gitmek veya geç saatte televizyondaki bir
programı izlemek, arkadaşları ile buluşmak yapmak istedikleri, ders
çalışmak, sınavlara hazırlanmak, ödev hazırlamak ise yapmak zorunda
olduğu etkinliklerdir. Bu seçimler öğrencilerde çatışma yaratır. Öğrenci
amaçlarına ulaşmada engellenme yaratan çatışmalardan kurtulabilmek için
önceliklerini belirlemeli ve şu soruları yanıtlamalıdır. Benim için bu
etkinlikler içinde en önemlisi hangisidir? Hangi etkinliklerden
vazgeçebilirim? En az önemli olan etkinlikler hangisidir ?
Önceliklerin net bir biçimde saptanabilmesi için şöyle bir uygulama
yapılabilir:Yönerge: Gelecek bir hafta için planlarınızı düşünün. Yapmak
istediğiniz ve yapmak zorunda olduğunuz etkinlikleri listeleyin.
ETKİN DİNLEME
Dinleme bir beceridir. Ve bu beceri birtakım ilke ve
yöntemlerle çok daha etkili bir şekilde kullanılabilir. İnsan iletişiminin
yaklaşık %90 ı sözel olarak yapılmaktadır. Bu iletişinin ancak yarısı kısa
bir süre sonra hatırlanabilir. Aradan daha fazla zaman geçtiğinde ise %20-25
ini bile zor hatırlarız. Bütün bu nedenlerden dolayı etkili dinleme ilke ve
yöntemlerini öğrenmek ve bunları uygulamak daha da önem kazanmaktadır.Etkili
dinleme sadece söylenilenleri duymak değil, aynı zamanda bu söylenenleri
önemli bulmak, kavramak ve değerlendirmektir. Ayrıca etkin dinleme aktif bir
süreçtir.Olaya bir de başka bir boyuttan bakalım. Etkin dinleme
öğretmen-öğrenci ilişkilerini de olumlu bir yönde etkiler. Öğretmen
genellikle kendini dinleyen ve dinlediğini çeşitli biçimlerde belli eden
öğrencilere daha fazla ilgi gösterir ve onlara dönerek konuşur. Öğretmen
dersi anlatırken dinleyicilere ihtiyaç duyar. Bu nedenle başını sallayan,
not tutan, dikkatini yoğunlaştıran aktif öğrencilere daha fazla ilgi
gösterir.Öğretmenin sınıf içindeki en önemli görevlerinden biri öğrenciye
bilgi aktarmaktır ve bunu öğretmen genellikle anlatarak gerçekleştirir
Öğrenci ise öğretmenin bu anlattıklarını anlamak amacıyla dinlemektedir.
İşte önemli olan da öğrencinin bu dinleme işlevini nasıl yaparsa daha
başarılı olacağıdır.Etkin bir dinleyici olmak için "İFİKAN" adlı bir yöntemi
uygulayabiliriz.Bu yöntem;
·İ - İleriye
·F - Fikirler
·İ - İşaretler
·K - Katıl
·A - Araştır
·N - Not tut
olmak üzere 6 basamaktan oluşmaktadır.
Bu basamakları kısaca açıklayalım.Öncelikle ileriye bak basamağından
başlayalım. Öğrenci sınıfta öğretmenini dinlerken, öğretmenin
anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neler söyleyebileceğini tahmin
etmeye çalışmalıdır. Bu da öğrencinin dikkatinin dağılmasını engeller ve
öğrenciyi devamlı uyanık tutar. Hatta öğrencinin aktif olarak katılmasını
sağlar. Öğrenci daha önceden o günkü konuları okuyarak sınıfa gelirse hem
anlatılanlara yabancı kalmamış olur hem de dersteki tahminlerini daha kolay
bir şekilde yapar. Bu yöntemle öğrenci derste anlatılanları daha önce
okuduğu için daha kolay bir şekilde hatırlar.İkinci olarak fikirler basamağı
karşımıza çıkıyor. Bu basamak bize önemli fikir ve düşüncelere önem vermemiz
gerektiğini ve bunları göz ardı etmememiz gerektiğini anlatmaktadır. Öğrenci
öğretmenin bir ders boyunca anlattıklarının ana fikrini bulmaya
çalışmalıdır. Ders boyunca kendi kendine bu konunun ana fikri nedir?, Burada
anlatılmak istenen nedir? gibi sorular sorması gerekir. Bu sorular
öğrencinin ana fikir ve kavramları bulmasına yardımcı olur.Üçüncü olarak
işaretler basamağına bakalım. Öğrenci sınıf içinde devamlı uyanık olmak
zorundadır. Öğretmenin hiçbir dediğini kaçırmamalıdır. Öğretmenin
işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmalıdır. Bir öğretmen konuyu
anlatırken mutlaka ufak ipuçları verir. Bazı konuların üzerinde ısrarla
durur. Örneğin bir konunun önemli bir bölümünü anlatırken belirli kelimeler
kullanır, ses tonunda farklılıklar yaratarak çeşitli ipuçları verir.
Öğretmenler seslerini yükselterek ya da "burası önemli", "dikkat ederseniz"
gibi sözel vurgularla önemli noktalara işaret ederler. Bir öğretmen hiçbir
zaman bu bir sınav sorusudur demez, ama çeşitli ipuçlarıyla bunu belli eder.
Bu ipuçlarından birkaçına örnek verirsek: önemli, başlıca, can alıcı, burada
esas fikir, şunu unutmayın ki, sonuç olarak, bu sebeple, özetle vb. ...Bu
ipuçlarına dikkat edildiği taktirde öğrenci sınavda sorulabilecek soruları
tahmin edebilir.Bir başka basamak ise "katıl" basamağıdır. Öğrenci sınıf
içinde devamlı aktif olmalıdır. Pasif bir öğrenci hiçbir zaman başarılı
olamaz. Öğrenci derse her fırsatta katılmalıdır. Öncelikle derse zamanında
gelmeli, sınıfta oturacağı yeri iyi seçmeli, görebileceği, duyabileceği bir
yere oturmalıdır. Ve ders sırasında öğretmenin söylediklerine gülümseyerek,
kaşlarını çatarak, başını sallayarak olumlu ya da olumsuz tepki
göstermelidir. Böylece öğretmen de anlaşılan ya da anlaşılmayan yerleri çok
daha iyi bir şekilde görebilir. Ayrıca bu öğretmeni de memnun eder. Onun
motivasyonunu arttırır, onu cesaretlendirir. Öğretmen dinlenildiğinin
farkına varır.Oysa ki anlattıklarına karşı hiçbir tepki göstermeyen donuk,
pasif öğrenciler karşısında öğretmen de bir şeyler anlatmak istemez.
Öğrenciler öğretmene tepkide bulunarak dersin kalitesini yükseltmekte
öğrencilerin elindedir. Beşinci olarak karşımıza "araştır" basamağı çıkıyor.
Öğrenciler nedense ders sırasında soru sormaktan çok çekinmektedirler. Ve
fikirlerini, görüşlerini rahatça söyleyememektedirler. Oysa ki bu çok
yanlıştır. Ders sırasında anlaşılmayan bir yer varsa ya da merak edilen bir
soru varsa bu soru rahatlıkla sorulmalıdır. Hiçbir şekilde çekinilecek bir
durum söz konusu değildir. Sorulara verilen cevap anlaşılmadıysa ve
açıklamalar yeterli değilse, yeni sorular sorulmalı ve açıklama yapılmasını
istenilmelidir. Eğer ders içerisinde zaman yetmediyse, ders bittikten sonra
öğretmene ya da diğer öğrencilere de sorulabilir.En son basamak ise " Not
Tutma" basamağıdır. Dinleme yoluyla öğrenilen bilgiler çok uzun süreler
hafızada duramaz. Öğrenilenlerin zaman zaman tekrar edilmesi gerekir. Bir
öğrenci ders sonunda, o derste dinlediğinin ancak %55 ini
hatırlayabilir.Tekrar yapılmadığı sürece bu oran bir hafta sonra %17’lere
düşer. Bu yüzden not tutmanın çok büyük bir önemi vardır. Not tutmanın iki
önemli yararı vardır. Bunlarda birincisi eğitimin temel şartı olan "Aktif
katılımı" sağlar. Öğrenci derste pasif durumdan aktif duruma geçer. Not
tutma sayesinde derste devamlı uyanık olur, dikkatini derse yoğunlaştırır ve
dikkatinin dağılmasını engeller. İkinci önemli yararı ise unutmayı
engelemesidir. Unutkanlık düşmanını bizim avantajımıza çevirerek en önemli
girişim not tutmaktır. Özellikle alınan notlar eve gelince bir de temize
çekilirse hafızaya daha iyi yerleşir. Not
tutulurken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır.Öncelikle not
tutulan kağıt konusunda cömert olmamız gerekir. İleride okuduğumuz zaman
anlayabileceğimiz şekilde, boşluklar bırakılarak not tutmamız da yarar
vardır. Hiçbir zaman küçük bir kağıda sıkışık bir şekilde not
tutulmamalıdır. Hatta not tutmak için bir defter olursa daha düzenli not
tutulur. Ve de sayfanın altında, üstünde, yan taraflarında boşluk
bırakılırsa buralara eksik kalan bilgileri daha sonra yazabiliriz.
·Not tutmaya
ilk günden başlanılması gerekir. Ve düzenli olarak not tutulması çok
önemlidir. Dinleme
ile not tutma arasında bir denge oluşturmak gerekir. Tüm dikkati dinlemeye
ayırırsak, verimli bir şekilde not tutamayız. Aynı şekilde çok ayrıntılı not
almaya kalkışırsak bu sefer de anlatılanları anlamamız güçleşir ve bu da
dinlemeyi olumsuz etkiler. Dolayısıyla dinleme ve not tutma arasındaki
dengeyi çok iyi ayarlamamız gerekir. Derste not tutarken ana fikirleri,
önemli noktaları not etmek çok önemlidir. Not alırken seçici olmakta yarar
vardır. Önemli noktaları belilerken öğretmen bize çeşitli ipuçları verir.
"Burası önemli","Burada esas olan", "Dikkat ederseniz" vb. ipuçlarıyla bu
bölümlerin önemini vurgular. Bu bölümler mutlaka not alınmalı ve önemli
olduğunu belirtmek için de yanına * işareti konmalı ya da altı çizilmelidir.
Not tutarken zamandan tasarruf etmek ve geri kalmamak için, öğrenci kendi
anlayabileceği şekilde çeşitli kısaltmalar kullanmalıdır. Bu kısaltmalardan
bazılarına örnek verirsek:
-ve &
-gibi .
-örneğin ör
-sonuç olarak son.ol.
-kadar =
-matematik mat
-yüzyıl yy
-birbirine 11
-buna ek olarak +
-açısından ?
·Not tutarken
öğrenci kendi cümleleriyle not almalıdır. Bu şekilde hem öğrenci öğretmenin
anlattıklarını özetleme imkanı bulur, hem de anladığı biçimde not alma
imkanı bulur. Bazı durumlarda anlatılanların aynı şekilde not alınması
gerekebilir. Ya da tahtada yazılanları aynı şekilde kaydetmek gerekebilir.
Bu durumda anlatılanlar ya da yazılanlar aynı şekilde not alınmalıdır.
Öğrenci not tutarken aklına takılan yerleri ya da anlayamadığı bölümleri
öğretmene sormaktan çekinmemelidir. Böylece not alırken hem eksik not
alınmamış olunur hem de anlayarak not alınır. Öğrenci hafızasına çok güvense
bile mutlaka sınıfta öğretmen tarafından söylenen ve önemli gördüğü her şeyi
not etmelidir. Böylece unutkanlık sonucu doğabilecek olumsuz sonuçları
engellemiş olur. Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de
tutulan notların mutlaka temize geçirilmesidir. Öğrenci tuttuğu notları
temize geçirirken bir kez daha tekrar etmiş olur ve bu da unutmasını
engeller. Eğer mümkünse tutulan notlar o gece ya da bir sonraki dersten önce
temize geçirilmelidir.İyi
dinlemek ve not tutmak sadece eğitimin değil, hayat başarısının da en önemli
unsurudur. İyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi not tutmak, iyi not
tutmanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktır. Bu anlamda iyi not tutmak ve
iyi bir dinleyici olmak birbirleriyle bağlantılı iki kavramdır.Teorikte
anlatılan bu hususlar, pratikte uygulandığında öğrenciye birçok yararlar
sağlar. Çok ufakmış gibi görünen ayrıntılar ileride büyük farklar
yaratacaktır. Bunu sizler de yaşayıp görebilirsiniz.