DUYGUSAL ZEKA YANİ EQ IQ ve EQ arasındaki
farklar nelerdir? IQ (intelligence
quotient) kısaca zeka katsayısı, EQ (emotional quotient) duygusal katsayı
olarak değerlendirilmektedir. Yıllardır insanın işlevselliğinin ve
başarısının IQ ile doğru orantılı olduğu bilinmekteydi. Son zamanlarda artık
duygusal zeka yani EQ nun da başarıda önemli rolü olduğu düşünülmektedir. IQ
daha çok kişinin zeka katsayısını vermekte ve zeka fonksiyonlarını
değerlendirmektedir. EQ ise kişinin duygusal sentez , tespit ve
fonksiyonlarını bize bildirmektedir. IQ Başarıda yeterli
midir? IQ bazı işlerde
başarıda yeterlidir. Örneğin zeka katsayısı iyi olan bir kişi iyi bir
fizikçi olabilir ve hatta bir çok buluşa imza atabilir. Kişinin seçeceği
mesleğe göre IQ ve EQ katsayıları önem kazanmaktadır. Buna paralel olarak
eğer insanlarla iç içe olan bir meslek ile uğraşmak ve başarılı olmak
istiyor iseniz o zaman başarılı olmanız için IQ yetmeyecektir aynı zamanda
iyi bir EQ katsayısına da sahip olmak zorundasınız. Örneğin bir şirkette
ideal bir yönetici olmak için EQ katsayısınında yeterli seviyede olması
gerekir. EQ da cinsiyet ayrımı
var mıdır? EQ da cinsiyet şu ana
kadar ki bilinenler itibariyle yoktur. EQ nun yüksek olması demek duygusal
olmak demek değildir. Bayanların daha duygusal olduğu bilinir. Bu EQ larının
da yüksek olduğu anlamına gelmez. EQ ; karşısındaki insanın duygularını
hesaba katabilme, duygulara yön verebilme, duyguları anlayabilme ve ifade
edebilme, günlük hayat akışı içerisinde kendisinin ve etrafındaki kişilerin
duygularını hesaba katarak kararlar alma, iyi bir iletişim ve etkileşim
becerisi olarak özetleyebiliriz. EQ nasıl artırılır ? EQ nun artırılması
elbette ki doğuştan gelen yeteneklere bağlıdır. Yani doğuştan gelen zemin
müsait ise o zaman çok kolay bir şekilde EQ artırılabilecektir. Özellikle
aile ortamı ve anne babanın kişilik özellikleri de EQ gelişiminde önemlidir.
Anne babanın duygu ifadesi, aile içerisindeki iletişim becerileri , anne
babanın empati yeteneği, kelime hazinesi ve bu kelimelerdeki duygusal
nitelik, anne babanın çocuğu yanında olayları değerlendirme ve duygusal
tepki şekli duygusal zekada önemli role sahiptir. IQ ve EQ arasında
kardeşler arası fark var mıdır? Bu konuda kardeşler
arası fark değerlendirildiğinde şunlar söylenebilir. EQ da doğuştan gelen
özellikler önemli bir yere sahiptir yani bir çocuğun duygusal zekası
doğuştan iyi ise onun ilk veya son çocuk olması önemli değildir. Ama küçük
kardeşler büyüklere göre bu konuda daha avantajlıdır diyebiliriz. Bunun
nedeni ise küçük kardeşlerin büyüklere göre daha çok iletişim ve etkileşim
şansına sahip olmalarıdır. ZEKA NEDİR? TARİHTE İLK ZEKA TESTİNİ KİMLER UYGULADI? ZEKA GELİŞTİRİLEBİLİR Mİ? ZEKA TESTLERİ NELERDİR? ZEKA GERİLİĞİ NEDİR? Alm. Intelligenz,
Klugheit (f), Fr. Intelligence, İng. Intelligence. En geniş mânâsıyle bir
genel zihin gücü. Psikolog Terman’a göre, zekâ “mücerret (soyut) düşünme
yeteneği”dir. Davis, zekâyı, “edinilen bilgilerden faydalanarak meseleleri
halletme kâbiliyeti” olarak açıklar. Stern ise, “yeni karşılaşılan hallerin
gereklerini, düşünme yeteneğinden faydalanarak karşılayabilme, yeni hayat
şartlarına uyabilme gücü” olarak görür. Bergson’un klâsik târifine göre
zekâ, “evvelce elde edilmiş tecrübe ve bilgilerden istifâde ederek bugünkü
hayat meselelerini çözmek ve hayat şartlarına uymak kâbiliyeti”dir. Hinsie
ise zekâyı, üç ana gruba ayırarak târif etmektedir. Bu müellife göre, abstre
(mücerret, soyut) fikir ve sembolleri anlama ve kullanma kâbiliyeti teorik
zekâyı; muhtelif makina ve âletleri anlama, çalıştırma ve keşfetme
kâbiliyeti mekanik zekâyı, insânî münâsebet ve ictimâî hâdiselerle ilgili
durumlarda akıllı ve mantıkî bir şekilde hareket etmek kâbiliyeti ise sosyal
zekâyı teşkil etmektedir. Zekâ, akılla
karıştırılmamalıdır. Zekâ, bir meleke, bir alışkanlıktır. Bu kuvvet yardımı
ile insan, bilinen şeylerden bilinmeyenleri çıkarır. Delilleri toplayarak
aranılan şeyleri bulur. Zekâ, sebep ile netice arasındaki bağlılıkları
bulmak, benzeyiş ve ayrılışları anlamaktır. Akıl anlayıcı bir kuvvettir.
Hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt etmek için
yaratılmıştır. İsviçreli Clapare de zekâyı, “yeni icap ve vaziyetlere,
zihnin en iyi şekilde uyması”dır diye anlatmıştır. Yâni muhite uymayı
sağlayan bir kuvvettir. Tek hücreli hayvanlar, muhitin yalnız tesir etmesi
ile hal değiştirerek bu tepkiye uyar. Daha ileri olan eklembacaklılarda,
tepkilere sevkitabiî (içgüdü)ler de katılır. Kemikli hayvanlarda, bu iki
kuvvete alışkanlık da karışır. En yüksek hayvanlarda ve insanlarda ise,
muhite uymak için yeni bir faaliyet, bir davranış ortaya çıkar ki, bu da
zekâdır. Bergson diyor ki: “Her
asrın geri kalmış kısımları, tabiate uymak, hayvanlar ve kendileri arasında
münâsebet kurmak için âletler yapmıştır. Bu aletler, zekâ ile yapılmıştır.”
Alet yapmak, teknikte yükselmek akla değil, zekâya alâmettir. Zekâ,
içgüdüden yukarı, akıldan aşağı, bir şuur basamağıdır. Aklın tatbikçisi gibi
olan zekâ, akıldan önce teşekkül etmektedir. Akıllı kişiler, teorik yollar
ve kâideler ortaya koyar. Zeki kimse, bunların pratiğe tatbikini sağlar.
Zekâ düşünebilme kuvvetidir. Fakat, düşüncelerin doğru olması için, akıl
lâzımdır. Zeki insan düşüncelerinin doğru olabilmesi için bir takım
prensiplere muhtaçtır. Bu prensipleri idâre eden akıldır. Her zeki kimseyi akıllı
sanmak doğru değildir. Zeki bir kimse, büyük bir kumandan olabilir. Akıllı
kimselerden öğrendiği usûlleri, yeni harp vaziyetlerine uydurarak, kıtaları
fethedebilir. Fakat aklı az ise, bir hatâ ile, başarıları felâkete döner.
Meselâ Napolyon’un zekâ saçan askerî plânları, zaferleri ve akılsız
hareketlerinin sonu olan felâketleri meydandadır. Üçüncü Selim Han
zamânında, Napolyon’un, Suriye’de, İslâm askerleri karşısında bozguna
uğrayarak nasıl kaçtığı târihlerde yazılıdır. Bir arslanın zekâsı, insan
zekâsı kadar kuvvetli olsaydı, bu arslan öteki arslanlardan, on bin kat daha
çok korkunç olurdu. Zekâ, yeni doğmuş bir
çocukta potansiyel olarak vardır, zamanla olgunlaşır. Fikrî gelişimin en
hızlı olduğu zaman onuncu yaşa kadar olan dönemdir. Zekânın gelişmesi,
beynin ve sinir sisteminin olgunlaşmasına dayanır. Normal olarak, zekâ,
doğuştan îtibâren şahsın olgunluğa erdiği 15-25 yaşlara kadar devamlı olarak
artmaktadır. Fizikî ve bedenî büyüme ve gelişmede de olduğu gibi, zekâdaki
gelişmenin ilk beş senesinde çok süratli olmasına mukâbil, 10-16 yaşlarda
gitgide yavaşlamakta ve 15-20 yaşından sonra tamâmiyle durmaktadır. 20
yaşına kadar gelişen zekâ, ondan sonra 7-8 senelik bir duraklamayı tâkiben
hızla zayıflamakta ve düşmektedir. Zekânın ölçülmesi: Zekâ
birtakım testler aracılığıyla ölçülebilir. Bu gâyeyle birçok test
geliştirilmiştir. Târihte bilinen ilk zekâ testi Osmanlı Devletinde
uygulanmıştır. O zaman saraya bağlı olan Enderun adlı mektebe, Müslüman ve
gayri müslim çocukları bir çeşit zekâ testiyle seçilerek alınırlardı.
Enderun, idâreci ve devlet adamı yetiştirirdi (Bkz. Enderun). Batıda
kullanılan ilk zekâ testini bir Fransız psikologu olan Alfred Binet ve Dr.
Theodor Simon yapmıştır. “Binet-Simon Testi” adı altında 1905 yılında
yayınlanan bu test, Paris ilkokullarında başarısız kalan öğrenciler arasında
zekâca geri olanlarla zekâca normal olup, olumsuz çevre faktörlerinden
dolayı başarısız kalanları ayırt etmek gâyesiyle meydana getirilmiştir. Zekâ testleri muhtelif
yaşlardaki çocukların normal olarak (yâni % 50’sinin) yapabilecekleri
işlerden, çözebilecekleri problemlerden ve cevaplandırabilecekleri
sorulardan meydana getirilmiştir. Bu tipik sorular, problemler ve işler,
etraflı incelemelerden sonra tespit edilmiştir. Binet-Simon Testi son
yıllarda revizyondan geçirilerek Stanford-Binet Testleri adı altında hâlen
çocuklarda geniş ölçüde kullanılmaktadır. 8 yaşındaki bir çocuğa kendi
yaşından iki yıl öncesine âit olandan başlanarak testler uygulanır. Çocuk
bunları bildiği gibi, 8 yaşına âit problemleri de çözebilir, daha ileri
yaşlara âit olanları yapamazsa normal zekâlı sayılırlar. Böyle bir çocuğun
doğum yaşı gibi zekâ yaşı da sekizdir. Şâyet 8 yaşındaki bir çocuk kendi
doğum yaşının problemlerini çözemeyip, ancak 7 yaş seviyesine kadar olan
problemleri halledebiliyorsa zekâ yaşı 7 olarak kabul edilir. Dokuzuncu yaşa
kadar olan problemleri çözüyorsa, 9 zekâ yaşında sayılır. Buna göre çocuğun
zekâ yaşı, doğum yaşından üstün veya düşük oluşuna göre zekâsının üstün veya
düşük olduğu anlaşılır. Zekâ yaşının doğum
yaşına bölünmesiyle zekâ derecesi tespit edilir. Kesirden kurtarılması için
100 ile çarpılarak elde edilen rakama “zekâ bölümü” (IQ) adı verilir. Yâni: İnsanları zekâ
derecelerine göre düşükten yükseğe doğru sıralarsak, normal dağılma eğrisi
(çan eğrisi) elde edilir Zekâ bölümlerinin (IQ)
mânâları şunlardır: IQ 0- 25 arası “ağır
gerilik” (idio) IQ 26-50 arası “orta
gerilik” (embesil) IQ 51-75 arası “hafif
gerilik” (debil) IQ 76-90 arası “sınır
zekâlılar” IQ 91-110 arası “normal
zekâ” IQ 111-125 arası “ileri
zekâ” IQ 126-140 arası “üstün
zekâ” IQ 140-155 arası “çok
üstün zekâ” IQ 156-ve üzeri “dehâ” Üstün zekâlılık: 1000
rastgele çocuk alınırsa, ancak 10 tânesinin bölümü 140 ve biraz üzerinde
olur. 160 ve 160’ın üzerinde olanların oranı ise binde birden bile azdır.
Bir bakıma yeryüzündeki tekniğin bulucuları ve taşıyıcıları bu zekâlardır.
Üstün zekâlı çocuklar üzerinde yapılan geniş araştırmalar, bunların
özellikleri hakkında bize şu bilgileri vermektedir: Her şeyden önce, bu
çocuklar vücut sağlığı bakımından normalden üstün bulunmaktadırlar. Öyle ki,
doğdukları zamanki boy ve ağırlık ölçüleri normalin üstündedir. Bebeklik
devresinde daha az hastalık geçirmekte ve öteki bebeklerden daha fazla
uyumaktadırlar. Bu çocuklar erken diş çıkarmakta, erken yürümekte ve erken
konuşmaktadırlar. Okulda çabuk ilerleme göstermekte ve teorik konulara daha
fazla ilgi duymaktadırlar. Genel olarak el mahâretini gerektiren konulara,
beden eğitimi ve resim derslerine fazla ilgi göstermemektedirler. Vakit
geçirmek için yaptıkları faaliyetlerde okuma büyük yer almaktadır. Oyun
oynarken kendilerinden büyük arkadaşları tercih etmektedirler. Ergenlik
çağına akranlarından daha erken girmektedirler. Şurası da muhakkaktır
ki, sâdece üstün zekâya sâhip olmak her şey demek değildir. Çok zeki
oldukları halde hayatlarını cezâevlerinde geçiren kimseler de çoktur (Bkz.
Psikopati). Zekânın üstünde akıl dediğimiz kuvvet vardır ve zekânın iyi
yönde kullanılması önemlidir. Dînî ve ahlâkî terbiye, çevre şartları ve
hayat tecrübeleri zeki doğmuş olmanın yanısıra büyük ehemmiyet taşır. Öte
yandan, okulda ve okul sonrası yaşayışta elde edilen başarılar tabiî ki,
alınan eğitimle de ilgilidir. Eğitim ancak mevcut olan bir kâbiliyeti
geliştirir. Üstün zekâlı çocuklar
yalnız kendileri, âileleri veya memleketleri için değil, bir bakıma bütün
dünyâ için önem taşımaktadırlar. Çünkü, özellikle ilim dallarında onları
bekleyen çözülmemiş problemlerin cevapları; yapılacak keşifler, bulunacak
ilâçlar bütün insanlığın malı olacaktır. Zekâ geriliği: Çocukluk
çağlarının en sık görülen rûhî şikâyet konusu, zekâ geriliğidir. Dünyâ
Sağlık Teşkilâtı bunu, “zihin kâbiliyetlerinin eksik veya yetersiz
gelişmesi” diye târif etmektedir. Zekâ geriliğinin
sebepleri: 1. İrsî (soyaçekim)
zekâ gerilikleri: Hafif derecedeki zekâ geriliklerinin büyük bir kısmını bu
grup meydana getirir. Anne ve babanın geri zekalı olması hâlinde çocuk da
geri zekâlı olabilecektir. Alkolizm, toksikomani, aşırı yaşlılık buna etken
olabilir. 2. Gebelik sırasında
annenin ve bebeğin karşılaştığı tehlikeler, önemli birer sebep sayılabilir:
Çocuğu düşürme denemeleri, özellikle hâmileliğin ilk üç ayında annenin
kızamıkçık, çiçek, toksopalsmosis, kabakulak, kızamık, çocuk felci, su
çiçeği, mikrobik sarılık, grip, boğmaca, tifüs, kızıl, sıtma geçirmesi gibi.
Bu hastalıklardan birine yakalanan kadının, doğacak çocuğunun muhakkak geri
zekâlı olması söz konusu değildir. Gebelikte röntgen çektirme, sigara ve
alkol kullanma yine zekâ geriliğine sebep olabilir. 3. Doğum sırasında
çocuğun beyninin zedelenmesi, beynin oksijensiz kalması yine önemli
sebeplerdendir. 4. Dört-beş yaşına
kadar beyin ve sinir sistemi hızlı bir olgunlaşma (tekâmül) hâlindedir. Bu
olgunlaşmayı engelleyen sebepler (enfeksiyonlar, kafa travmaları ve
zehirlenmeler), zekâ gelişiminin duraklamasına veya aksamasına yol
açabilirler. Beynin, daha çok virüs adı verilen mikroplarla ortaya çıkan,
ansefalit dediğimiz iltihâbî hastalığında hayâtî tehlikeleri olabilir.
Hastalığı atlatanların bir çoğunda zekâ geriliği görülür. Küçük yaşlardaki
boğmaca diğer bir sebeptir. Menenjit, ciddî kafa darbeleri, ağır orta kulak
iltihapları, beyni etkileyen zehirlenmeler zekâ geriliğine yol açabilirler. 5. Beynin gelişmesini
doğuştan veya erken çocukluk çağında engelleyen mühim sebeplerden biri de
kafatasının yapı anormallikleridir. Mikrosefali (küçük beyin) bunun tipik
örneğidir. Kafa içi sıvılarının basınç artması sonucu başın büyümesi ve
gelişmekte olan beynin sıkışması şeklinde meydana gelen, hidrosefali denen
hastalıkta zekâ geriliği oldukça sıktır. Bütün bunların dışında, kromozom
anormallikleri yine irsî (soyaçekim) bir başka zekâ geriliği sebebidir.
Mongolismus denen, Moğol ırkını andıran çocuklar, geri zekâlıların önemli
bir kısmını meydana getirirler. Zekâları hafif veya orta derecede geridir.
Normalde 46 olan kromozom sayısı 1 artarak 47 olmuştur. Daha çok ileri
yaşlarda doğum yapan annelerin çocukları arasında da rastlanır. Zekâ geriliğinin
sıralanması: Zekâ gerilikleri, zekâ bölümlerine göre şu şekilde sıralanır: IQ’su 0-25 olanlar ağır
geridir (idio): Bütün zekâ faaliyetleri hemen hemen yok gibidir. Buna
ilâveten birtakım bedenî gelişme kusurları da vardır. Kurumlarca korunması
gerekir. Bâzı basit alışkanlıkları bile kazandırmak mümkün değildir.
Bâzıları birkaç cümleyle konuşma öğrenebilir. Büyük kısmı konuşmaz. Çoğu
tuvalet, beslenme alışkanlıkları kazanamaz. Büyük bir kısmında yürüme bile
gelişemez. Çoğu erken yaşta ölür. IQ’su 26-50 arası
olanlar orta geridir (embesil): Normal bir çocuğun kâbiliyetinin yaklaşık en
fazla yarısı kadar kâbiliyeti gelişeceğinden, konuşmaları ve sosyal
intibakları daha sınırlı ve geç olacaktır. Çok az bir kısmı 10-12 yaşından
sonra basit okuma yazma öğrenebilir. Kelime hazineleri kıttır. Günlük
yaşantıları için gerekli olan basit uyum ve alışkanlıkları kazanabilirler.
Fazla sorumluluk taşımayan basit el zanaatlerinde veya tarla-bahçe işlerinde
13-14 yaşından îtibâren çırak niteliğinde çalıştırılırlarsa, işe uyum
sağlayabilirler. Esâsen en doğru yol da budur. Çevrelerince geri oldukları
kolayca fark edildiklerinden, alay konusu edilmemeleri, bilakis korunmaları,
desteklenmeleri gerekir. IQ’su 51-75 arası
olanlar hafif geridir (debil): Zorlukla da olsa ilkokul öğretimine
başlayabilirler, bir kısmı okulu bitirebilir, bir kısmı ise okula hiç devam
edemez. Bu seviyedeki gerilerin kendine mahsus, hafif ve yavaş ilerleyen
eğitim programı çerçevesinde, özel alt sınıflarda eğitim görmeleri
gereklidir. Büyük şehirlerimizin bâzı ilkokullarında böyle sınıflar vardır.
Bu çocuklarda dikkat, muhâkeme, hâfıza, irâde zayıf gelişir. Fikir üretimi
kıttır. Heyecanları değişken olup, telkine kolayca yatkın olduklarından
gençlik ve yetişkinlik yaşlarında kolayca suça yönelebilirler, şaka
kaldırmazlar. Geri oldukları kolayca fark edilemez, uyumsuzlukları
terbiyesizlik sayılabilir. Yetişkin çağa vardıklarında 11-12 yaşındaki bir
çocuğun zekâsına sâhip olabilirler. IQ’su 76-90 arası
olanlar sınır zekâlıdırlar: Normalle geri arasındaki kişilerdir. Zekâ geriliğinin
oranları: Bu bölümlenmeye göre, zekâ bölümü (IQ) 75’ten aşağı olan çocuklar
geri zekâlı sayılır. Bunların çocuk kesimindeki oranı % 3 dolayındadır.
Sınır zekâlılar ise % 10-15 arasındadır. Zekâ bölümü 90’ın üstünde olanlar
normal zekâlılardır. Bütün geri zekâlıların yaklaşık % 75’i hafif, % 20’si
orta, % 5’i ağır gerilerdir. Zekâ geriliğinde
tedâvi: Şâyet bir çocukta zekâ geriliği ortaya çıkmışsa, bunun giderilerek
tedâvisi mümkün değildir. Burada esas tedâvi, mevcut zekâ kâbiliyeti ile en
yüksek verimde, çocuğun aktivitesini ve topluma uyumunu sağlayabilmek,
mümkün olan seviyede öğretimini sürdürebilmektir. Yâni eğitimini yapmaktır.
Psikomotor eğitim (yürüme, denge, koşma hareketleri, ince el becerileri)
önceleri önemlidir. Konuşma eğitimi özel bir yer tutar. Ayrıca günlük
hayatta gerekli olan bilgiler ve alışkanlıkların (beslenme, tuvalet,
tehlikelerden sakınma gibi) kazandırılması gerekir. Bu uygulamalarda müsbet
davranış ve fiilleri teşvik, tasdik etme ve mükâfatlandırma, daha sonra da
tekrarlayarak pekiştirme başlıca prensiptir. Menfi davranışlar engellenmeli
ve doğrusu öğretilmelidir. Âile ile de işbirliği yapılarak, evdeki yaşayışın
da tedâvinin paralelinde tesirini sağlamak gereklidir. Zekâ testleri: Zekâ
testlerinden sık kullanılanlardan bâzıları şunlardır: Cattell Zekâ Testi:
Kültürden arınmış bir testtir. Bütün toplumlara uygulanabilir. Üç çeşidi
vardır: Birincisi 4-8 yaş arasındaki çocuklar ve debiller (hafif zekâ gerisi
olanlar) için; ikincisi 8-12 yaş arası çocuklar ve bütün yetişkinler için;
üçüncüsü yüksek seviyedeki genç ve yetişkinler için hazırlanmıştır. Sorulan
soruların belli bir zaman içinde cevaplanması istenir. Alexander Pratik Zekâ
Testi: Bu testle ilkokulu bitiren çocukların teknik kâbiliyetlerini ölçmek
ve onları daha ileri sınıflara (özellikle sanat okullarına) yöneltmek
maksadıyla hazırlanmıştır. Test aynı zamanda özel sınıflarda okutulması icab
eden çocukların tespitinde çok işe yaramaktadır. Testte tahta kutulardan,
boyalı küplerden çeşitli problemler çözülmesi istenir. Porteus Labiret Testi:
Zekâ fonksiyonunun özel bir şeklini ölçer. Meselâ, bâzı vaziyetlerde
temkinli davranmak, ileriyi görmek, çeşitli engellerden kendini korumak
gibi. Bu test bilhassa bir insanın bugünkü hayâtındaki davranışlarda
gösterdiği kâbiliyeti tespit eder. Binet-Terman Testi:
Sözlü bir testtir. Okul, âile bilgisine ve kültürüne dayanır. Binet-Terman
testinden bâzı örnekler: Yaş 4: 1) Anlayış: “Ne
yaparsın?” -Uyku gelince -Üşüyünce -Acıktığın zaman 2) Dört rakamı ezberden
tekrarlamak: -4-3-7-9 -4-8-5-6 -9-1-5-7 Yaş 7: 1) Farklarını söylemek: -Sinekle kelebek -Taşla yumurta -Tahtayla cam Yaş 10: 1) Saçma cümleler:
“Burada saçma olan nedir?” a) Adamın biri diyor
ki: “Öyle bir yol biliyorum ki, evimden şehre doğru yokuş aşağı, şehirden
evime doğru da yokuş aşağı.” b) Dün polisler vücûdu
parçalara ayrılmış bir ceset buldular. Bu şahsın kendini öldürdüğü
zannediliyor. c) Bir mühendis diyor
ki: “Trende ne kadar çok vagon varsa tren o kadar çabuk gider.” d) Dün bir tren kazâsı
oldu, fakat çok önemli değil, yalnız 48 kişinin öldüğü söyleniyor. Yaş 12: 1) Benzeyişleri
kavramak: “3 şey nasıl birbirine benzer?” a) Yılan, inek, serçe b) Kitap, öğretmen,
gazete c) Yün, pamuk, deri d) Bıçak, kuruş, demir
tel e) Gül, patates, ağaç Binet-Terman zekâ
testinin değerlendirmesi ise şöyle olur: 140 ve üstü deha 120-140 yüksek zekâ 95-120 normal zekâ 80-95 orta zekâ 70-80 aşağı zekâ 50-70 debil 20-50 impesil 0-20 idio ZEKÂ GERİLİKLERİ; Alm. Schwachsinn (m),
Fr. Arrierations (f. pl.) mentales, İng. Feeble-mindedness, backwardness.
Çeşitli sebeplerden dolayı meydana gelen ve değişik derecelerde olabilen
zekâyla ilgili hastalıklar. Zekâ, öğrenme, öğrenilenden faydalanabilme, yeni
durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilmek kâbiliyetidir (Bkz.
Zekâ). Zekî insan, öğrendiğini değerlendiren ve yeni durumlara yeni çözümler
getirebilen kişidir. Zekâ geriliği, gelişim
dönemlerinden kaynaklanan ve ahenkli davranışlardaki bozulmayla birlikte
olan, genel zihnî fonksiyonlarda normalin altında olma hâlidir. Sebebi ne
olursa olsun, zekâ geriliği gösteren çocukta en belirgin özellik, konuşmanın
başlamamış olması veya çok yavaş gelişmesidir. Beden gelişmesi de yavaştır.
Başı dik tutma, emekleme, yüzme, oturma, koşma genellikle geç başlar. Zekâ geriliği oranının,
toplam nüfûsun % 2-3’ü kadar olduğu kabul edilmektedir. Zekâ gerilikleri şu
şekilde tasnif edilebilir: 1. Derin zekâ geriliği:
0-5 yaş arası çocuklar, tam bağımlı çocuklardır. Genellikle kurum ve
hastânelerde devamlı bakım ve gözetim altında tutulurlar, pek uzun
yaşamadıkları ileri sürülmektedir. 6-20 yaş arasındakiler tek tek
kelimelerle sınırlı olarak ihtiyaçlarını anlatabilirler, tuvalet eğitimi ve
yeme gibi konularda çok az da olsa eğitilebilirler. 21 yaş üstündekilerde
ise bâzı hareket ve konuşma, ses kâbiliyetlerinde ilerleme olabilir. Tuvalet
ve yeme alışkanlıklarını sürdürebilirler, özel bakımı gerektirirler. 2. Ağır zekâ geriliği, 3. Orta derecede zekâ
geriliği, 4. Hafif derecede zekâ
geriliği, 5. Sınırda ve donuk
zekâlı normal çocuklar: Ağır öğrenen çocuklar olarak bilinirler. Bunlar için
özel eğitim uygulanmamakta, ilkokul eğitimini 1-2 sene geriden tâkip
etmektedirler. Bunlar geri zekâlı düzeyde değillerdir, ama yaşıtlarından çok
daha geç ve güç öğrenirler. Çabuk kavrayamaz ve öğrendiklerini çabuk
unuturlar. Zekâ testleriyle
çocukların zekâ yaşları tespit edilebilmektedir. Şâyet yedi yaşındaki bir
çocuk kendi yaşı için hazırlanmış testleri başarırsa, zekâsı yaşına uygundur
denir. Şâyet on iki yaş için hazırlanmış testi de başarırsa zekâsı yaşına
göre çok üstündür denir. Zekâ geriliklerinin
sebepleri: 1. Doğum öncesi
faktörler: İrsiyet, alkolizm,
toksikomani, aşırı yaşlı ana-baba vb. 2. Lipid
metabolizmasına bağlı bozukluklar. 3. Karbon hidrat
metabolizmasına bağlı bozukluklar. 4. Hormonal
bozuklukları: Normal tiroid bezinin az çalışması. 5. Kromozom
bozuklukları: Down sendromu (Mongolizm). 6. Gebelik sırasında
annenin geçirmiş olduğu enfeksiyon hastalıkları: Frengi, kızamıkçık, çiçek,
su çiçeği, toksoplasmosis, kabakulak, kızamık, mikrobik sarılık, grip,
boğmaca, sıtma, kızıl vb. 7. Gebelik
zehirlenmesi, kontrol altına alınmayan annenin şeker hastalığı, yetersiz
beslenme, kontrolsuz ilâç kullanma, sigara, alkol ve benzeri alışkanlıklar. 8. Doğum esnâsında
meydana gelen travmalar, bebeğin oksijensiz kalması, kan uyuşmazlığı sonucu
meydana gelen öldürücü sarılık (Kernicterus) zekâ geriliklerine yol
açabilmektedir. 9. Çocuklarda meydana
gelen menenjitler, beyin iltihapları, travmalar, çocuk beyin felci, sara
nöbetleri ve zehirlenmeler de zekâ geriliklerine yol açabilmektedir. 10. Sosyal ve moral
sebeplerden zekâ geriliği olabilmektedir: Toplumun sosyal şartları, âilenin
yapısı ve görgüsü, maddî imkânsızlıklar, eğitimsizlik, beslenme
bozuklukları, harp, esâret gibi ağır şartlar vb. Teşhis: Bebeklik
çağında teşhis koymak zor olup, îtina isteyen bir iştir. Anne ve babadan çok
iyi bir hikâye alınmalı ve şüpheli kalan her şey sorulmalıdır. Çocuğun
dikkatli bir gözlemi ve muâyenesi, zekâ geriliği teşhisini koyma kadar,
sebepleri konusunda da aydınlatıcı olmaktadır. Nörolojik belirtilerin
görülüş sıklığı ve ciddiyeti, zekâ geriliği konusunda oldukça mühim ipuçları
vermektedir. İdrar, kan ve kromozom tetkikleri de teşhiste oldukça faydalı
olabilmektedir. İşitme ve konuşmanın değerlendirilmesi, psikiyatrik ve
psikolojik muâyene ile çocuğun zekâ yaşının tespiti, teşhisinin diğer
unsurlarını teşkil etmektedir. Çok değişik durumlar
zekâ geriliğini taklit edebilir. Özellikle körlük ve sağırlık, yanlışlıkla
zekâ geriliği şeklinde değerlendirilir. Konuşma bozuklukları ve çocuk beyin
felci, çocuklar normal olduğu halde, sıklıkla zekâ gerisi intibaını
verebilmektedir. Bunun için teşhis konurken çok dikkatli olunmalıdır. Zekâ geriliklerini
önleme: Bunun için en önemli husus, zekâ geriliğine yolaçan faktörlerin
giderilmesidir. Bunu sağlamanın en etkili yolu da toplumun eğitimidir.
Ayrıca, kan uyuşmazlıklarının önceden tespiti gibi konularda genetik,
danışma da önemli bir yer tutar. Hastalıkların erken
teşhisi ve uygun tedâvi metodlarıyla, hasar yapmadan kontrol altına
alınabilmesi de oldukça mühimdir. Meselâ troid bezinin yeterli çalışmama
hâli erkenden tespit edilip tedâvi cihetine gidilince, çocukta meydana
gelecek olan zekâ geriliği önlenmektedir. Tedâvi: Tedâvide gâye;
zekâ geriliği gösteren çocukların kapasitelerini, ulaşabilecekleri en üst
seviyeye çıkartmak, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek hâle getirmek,
âilelerine ve topluma yük olmaktan kurtarmak ve nispeten mutlu bireyler
hâline getirmektir. Tedâvi, hastalığın
cinsine göre değişmekle berâber temelde davranış şekillendirilmesi,
ana-babadan faydalanma, bakım ve kısımlardan faydalanma, fizikî
rehabilitasyon ve birtakım özel eğitimleri ihtivâ etmektedir. EQ TESTİ Bölümler: 1 Duygusal farkındalık. 2 Bir kişinin
duygularını yönlendirebilmek. 3 Kendi kendini
harekete geçirme. 4 Empati. 5 Başkalarının
duygularını eğitebilmek. Puanlama: Her cümleyi, aşağıdaki
sisteme göre puanlayınız: Kesinlikle
katılmıyorum: 1 Çoğunlukla
katılmıyorum: 2 Kısmen katılmıyorum: 3 Katılıyorum: 4 Çoğunlukla katılıyorum:
5 Tamamen katılıyorum: 6 İşte test soruları: Hayatımı nasıl
yönlendireceğime karar verirken hem negatif hem de pozitif duygularımı
kullanırım. Negatif duygular
yaşantımda neyi değiştirmem gerektiğini anlamamda yardımcı olur. Baskı altında sakin
olurum. Her an duygularımı
yönlendirebilme yeteneğim var. Rekabet ortamında
sakinleşip, yaşamın gerektirdiği yöne yönelirim. Rekabet ortamında,
eğlenme, hoşlanma, dövüş ruhu, mizah gibi geniş bir pozitif duygu
yelpazesine sahip olurum. Hissettiklerimden
kendim sorumluyum. Bir şey beni altüst
etse de kolaylıkla duygularımı kontrol edebilirim. Başkalarının
sorunlarını etkin olarak dinleyebilirim. Negatif duygularımı
evirip çevirmem, üstünde durmam. Başkalarının duygusal
gereksinimlerine duyarlıyım. Diğer insanlar üzerinde
sakinleştirici bir etki yaratırım. Engeller karşısında
kendimi yeniden ve yeniden motive etme yeteneğim vardır. Yaşamın zorluklarını
aşmada yaratıcı olmaya çalışırım. Başka insanların ruh
haline, motivasyonuna ve isteklerine uygun davranırım. Soğukkanlılık,
uyarılmışlık ve odaklanmışlık "kuşağına" kolaylıkla girebilirim. Uygun zamanda negatif
duygularımla yüzleşir, gözden geçiririm. Beni tedirgin eden bir
olaydan sonra kendimi sakinleştirebilirim. Gerçek duygularımı
bilmek kendimi iyi hissetmemde büyük önem taşır. Doğrudan ifade
etmeseler de başkalarının duygularını çok iyi anlarım. Yüz ifadelerinden
insanların duygularını okumakta çok başarılıyım. Verimli olmam gereken
bir olaya çağrıldığımda, negatif duygularımı hemen bir kenara bırakırım.
Başkalarının
gereksinimlerinin bir işareti olabilecek küçük sosyal işaretleri hemen
farkederim. İnsanlar beni,
başkalarının duygularını etkileyebilen bir takım kaptanı gibi görür. Gerçek duygularının
farkında olan insanlar yaşamlarını daha yönlendirebilirler. Başkalarının ruh halini
çoğunlukla düzeltebilirim. İlişkiler için öneri
alınabilecek uygun bir kişiyim. Başkalarının
duygularını kuvvetle hissedebilirim. Kişisel hedeflerine
ulaşmaları için kendi motivasyonlarını arttırmada kişilere yardım ederim.
Negatif duygulardan
kolaylıkla kurtulabilirim. PUANLAMA Duygusal özellik soru
no Duygusal farkındalık
1-2-4-17-19-25 Bir kişinin duygularını
yönlendirebilme 3-7-8-10-18-30 Kendi kendini harekete
geçirme 5-6-13-14-16-22 Empati 9-11-20-21-23-28 Başkalarının
duygularını eğitebilme 12-15-24-26-27-29 DEĞERLENDİRME Her cümleye verdiğiniz
puanıbölümlerine göre topladınız. Örneğin, empati ile
ilgili (9-11-20-21-23-29) sayılı cümlelere verdiğiniz puanları topladınız ve
toplam 30 çıktı... Bunun ne anlama
geldiğini aşağıdaki değerlendirme çizelgesinde göreceksiniz. İşte çizelge: Duygusal çok gelişme
çok Özellik güçlü istiyor
istiyor Duygusal farkındalık
31(+) 26-30 25 ve (-) Bir kişinin duygularını
yönlendirme 32(+) 27-31 26 ve (-) Kendi kendini harekete
geçirme 31(+) 27-30 26 ve (-) Empati 31(+) 26-30 25
ve (-) Başkalarının
duygularını eğitebilme 30(+) 25-29 24 ve (-) SÜRE:15 DAKİKA DOĞRU CEVAPLAR 1) Beş. Çünkü karar
vermekle yapmak arasında fark vardır. 2) Güneşe ulaşmak için
batıya gidilmez. 3) 6S9Z Diğerlerinde
verilen rakamdan sonra gelen rakamın ilk harfi var, bunda yok. 4) S. Çünkü 8, iki tane
3·ün veya S·nin birleşimi şeklindedir. 5) Aferin. Burada "ri"
eki tek başına değildir, "rin"dir. 6) Beni bu güzel
havalar mahvetti. 7) 8274. Diğerlerinde
ilk iki sayının toplamıyla son iki sayının toplamı 9, bundaysa farklı.
8) Yahut, çünkü. 9) Lâkin-şâyet Şayet "eğer"le
eştir. 10) Atâlet (tembellik),
l1) Ziyan, zıbın,
zaten, zaman, zemin. 12) c- Sana hak
veriyorum.· 13) Aranan kişi olmak. 14) Çözümcü. Zira
günümüzde beklenmedik problemler çoktur, çözümün bir parçası olmak gerekir. 15) d. Çünkü dudak
ünsüzü değil. 16) Hayat (B. Disraeli·nin
meşhur sözü) 17) Israr. Bunda
şeddeli harf yok 18) Diğerleri sonsuz ve
engin, hediye paketiyse sınırlı ve kapalı. 19) ikisi hariçse tabiî
ki iki tane kafir. 20) 204 kare vardır.
Bütün 1x1 (64 adet), 2x2 (49 adet), 3x3 (36 adet), 4x4 (25 adet), 5x5 (16
adet), 6x6 (9 adet), 7x7 (4 adet), 8x8 (1 adet) ölçülerindeki kareler 204
tanedir. ZEKA SORULARI Tubitak yayınlarından
yararlanılmıştır 1) İçi su dolu üç
bardağı yanyana diziyorsunuz, aynı hizaya içleri boş üç bardak koyuyorsunuz,
yani bardakların sırası şöyle oluyor: Dolu, dolu, dolu, boş, boş, boş.
Yalnız bir bardağı yerinden oynatarak öyle bir değişiklik yapın ki bardaklar
dolu, boş, dolu, boş, dolu, boş şeklinde sıralansın. 2) Bir dostu dedektif
Kafacan·a 100 kart verdi. 1. kartın üzerinde şöyle yazıyordu: "Bu karttan
yalnız biri yalan bir şey yazmaktadır." 2. kartın üzerinde bu 100 karttan
yalnız ikisi yalan şey yazmaktadır" okunuyordu. 3. kart üzerinde 100 karttan
üçünün, 4. kart üzerinde dördünün yalan şey yazdığı belirtiliyordu. Kısacası
her kart kendi sıra numarası kadar kartın yalan yazdığını ifade etmekteydi.
Tabii 99. kart "kartların doksandokuzu yalan yazıyor" ve 100. kart
"kartların yüzü de yalan yazıyor" demekteydi." Dostu Kafacan·a sordu: "Söyle
bakalım Sherlock Holmes, bu kartlardan hangisi doğru yazıyor?. Kafacan hiç
düşünmeden cevap verdi. Bir de siz düşünün bakalım. 3) Bo ve Mo·nun her
ikisi de, "Go iyi midir?"sorusuna, "evet" yanıtı vermiştir. Demek ki Bo ve
Mo aynı kabiledendir. Oysa Go·ya Bo ve Mo·nun aynı kabileden olup olmadığı
sorulduğunda, "aynı kabileden değiller" demişti. Bu durumda, yalan söylediği
için Go, kötülerdendir. Bo ve Mo, Go için iyi demişlerdi; demek ki, yalan
söyledikleri için onlar da kötülerdendir. Kısaca, her üçü de kötülerdendir. 4) Bir suçluya iki kutu
ve 10·u siyah, 10·u beyaz olmak üzere 20 top verilir. Kral suçluya şöyle
der: "Bu topları kutulara istediğin gibi yerleştirebilirsin, ben daha sonra
senin yanına gelip kapakları kapatılmış bu iki kutudan birini seçeceğim.
Daha sonra bu seçtiğim kutudan gözlerim kapalı olarak rastgele bir top
seçeceğim. Seçtiğim top siyahsa öleceksin, beyazsa yaşayacaksın". Siz
olsaydınız yaşama şansınızı mümkün olduğu kadar arttırmak üzere topları
kutulara nasıl koyardınız? 5) Telefon çalınca
Dedektif Kafacan yerde iki kol saati gördü. Saatler durmuştu. Kafacan hemen
her iki saati de kurup doğru zamana getirdi ve birini sol, birini de sağ
koluna taktı. Bir saat sonra sol saat 1 dakika ileri gitmiş, sağ saat 2
dakika geri kalmıştı. Ertesi sabah sol saat 7·yi gösterirken; sağ saat 6·yı
gösteriyordu. Telefon saat kaçta çalmıştı? 6) İki mum değişik boy
ve kalınlığa sahiptir. Kısa olan 11 saatte, uzun olan ise 7 saatte yanıp
tükenmektedir. İki mum da aynı anda yakılıyor ve üç saat sonra bakıldığında
aynı boya geldikleri görülüyor. İki mumun başlangıçtaki boy oranlarını
bulunuz. 7) Bir sihirbazın
cebinde iki demir para vardır. Bu paralardan biri normal, diğeri ise her iki
tarafı da yazı olan hileli paradır. Sihirbaz elini cebine atarak, paralardan
birini rastgele alır ve bu parayı havaya fırlatır. Para yere düştüğünde yazı
gelirse; a)Bu paranın normal
para olma olasılığı nedir? b)Aynı parayı tekrar
fırlatır ve ikinci kez yazı gelirse,bu paranın normal para olma olasılığı
nedir? 8) Bay X·in
çocuklarının yaşları 4·ten büyük 19·tan küçüktür. Çocukların yaşlarının
çarpımı 60060 olduğuna göre bay X·in kaç çocuğu olduğunu bulunuz. 9) 1 - 4 - 9 - 61 - 52
- 63 - ? 10) A - C - G - L - N -
O Hangi harf farklıdır? 11) Bir köyle ilgili
nüfus kayıtları incelenmektedir. A isimli köylünün kayıtlarına bakıldığında
bu kişinin ölmüş bir kardeşi olduğu yazılmaktadır. Ölmüş kardeşinin
kayıtlarına bakıldığında ise hiç bir kardeşi olmadığı yazılmaktadır. Her iki
kayıtda yazılanlar da doğru olduğuna göre, durumu nasıl açıklarsınız? 12) 0·dan 9·a kadar
olan bütün rakamları sadece birer kez kullanarak 10 rakamlı bir sayı elde
edeceksiniz. Ancak bu sayının; • ilk rakamının
oluşturduğu sayı, 1·e tam olarak bölünebilecek, • ilk iki rakamının
oluşturduğu sayı, 2·ye tam olarak bölünebilecek, • ilk üç rakamının
oluşturduğu sayı, 3·e tam olarak bölünebilecek, ... benzer şekilde devam
edecek ve bu sayının on rakamının oluşturduğu sayı (yani kendisi) , 10·a tam
olarak bölünebilecek. Bu koşullara uyan en
küçük sayıyı bulunuz 13) Kamp yapmakta olan
Ahmet, Bülent ve Can kahvaltıda sadece elma ya da muz yemektedirler. • Ahmet elma yerse,
Bülent Muz yemektedir. • Ahmet ya da Can Elma
yemektedir, ancak ikisi birlikte değil. • Bülent ve Can ikisi
birlikte muz yemezler. Hangisi dün elma bugün
muz yemiş olabilir? 14) C - G - I - L - O -
S - U Hangisi farklı? 15) Üç satranççıya,
aralarında en iyi oyuncunun kim olduğu sorulur. Verilen cevaplar şöyledir:
A: ""En iyi ben
değilim" B: "En iyi C·dir"
C: "B yalan söylüyor"
İçlerinden sadece biri
doğru söylediğine göre, en iyi satranççı kim? 16) Elimizde 0·dan 5·e
kadar numaralanmış iki zar var. Bu zarlar atıldığında gelen sayıların
toplamının asal olma olasılığı nedir? Asal sayılar, 1·e ve
kendisinden başka hiçbir sayıya tam olarak bölünemeyen sayılardır. 17) 0·dan 9·a kadar
olan bütün rakamların sadece birer kez kullanıldığı 10 rakamlı bir sayı,
1·den 10·a kadar bütün sayılara tam olarak bölünüyor. Bu koşulu sağlayan en
küçük sayıyı bulunuz. 18) 105 sayısı, iki ya
da daha fazla ardışık sayının toplamı olarak kaç değişik şekilde elde
edilir? Örnek: Aynı soru 15
sayısı için sorulsaydı yanıtımız 3 olacaktı. (7+8=15, 4+5+6=15 ve
1+2+3+4+5=15) 19) 4 tekerli bir yarış
arabası 48km.lik bir pistte toplam 6 lastik kullanıyor. Tüm lastiklerin
kullanım mesafeleri eşit olduğuna göre herbirinin ne kadar yol katettiğini
bulunuz. 20) Herhangi bir yılın
Ocak ayında 5 Pazartesi, 5 Salı, ve 5 Çarşamba günü bulunuyorsa, o yılın 1
Şubat·ı hangi güne denk gelir? 21) Hiç bir rakamı
sıfır olmayan öyle iki sayı bulun ki, çarpımları bir milyon olsun. 22) A, B ve C adlı üç
balıkçı arkadaş ile ilgili şu bilgiler bilinmektedir: 1. Haftanın sadece bir
gününde üçü birden balığa çıkarlar. 2. Hiçbir balıkçı
ardarda üç gün balığa çıkmaz. 3. Haftada en fazla bir
gün aynı iki balıkçı ikisi birden balığa çıkmaz. 4. A, Pazar, Salı ve
Perşembe günleri balığa çıkmaz. 5. B, Perşembe ve
Cumartesi günleri balığa çıkmaz. 6. C, Pazar günleri
balığa çıkmaz. Üçünün birden balığa
çıktığı gün hangisidir. 23) Elinizde
ağırlıkları farklı 5 top var. Bir denge terazisinde sadece topları
birbirleriyle kıyaslayarak (yani hiçbir ağırlık kullanmadan) büyükten küçüğe
doğru sıralamanız isteniyor. Bu işlemi doğru olarak
gerçekleştirmeyi garantilemeniz için en az kaç tartı yapmanız gereklidir?
24) 1’den 1.000.000´a
kadar olan sayılar sırayla yan yana yazılsa (1 ve 1.000.000 dahil) a) Toplam kaç adet
rakam kullanılmış olur? b) Birmilyonuncu rakam
ne olur? 25) Kol saatiniz
durmuşsa, gösterdiği zamanın gerçek zamanla farkı (yani hatası) en fazla 6
saat olabilir. Akrep ve yelkovanı aynı uzunlukta ve görüntüde olan bir kol
saatinin neden olabileceği hata en fazla ne kadar olabilir?
26) Bir üniversitede
her öğrenciye 00000 ile 99999 arasında değişen farklı bir öğrenci numarası
verilecektir. Herhangi iki öğrencinin kimlik numaraları karşılaştırıldığında
en az iki basamaklarının farklılık göstermesi isteniyor. Bu durumda en fazla
kaç öğrenciye numara verilebilir. 27) 1 ile 9 arasındaki
bütün sayıları sırayla birer kez kullanarak ve sadece toplama, çıkarma,
çarpma, bölme işlemleri uygulayarak 2001 sayısını elde ediniz. (Örnek:
-1+2+34x56+7+89=2001) 28) 5 partinin temsil
edildiği bir ülkenin parlamentosunda toplam milletvekili sayısı 200 olup
güvenoyu için en az 101 milletvekili gerekmektedir. Bu parlamentoda; - Hiçbir iki partinin
oluşturacağı koalisyon güvenoyu sayısına ulaşamamaktadır. - Herhangi 3 partinin
oluşturacağı bütün koalisyonlar güvenoyu alabilmektedir. En az milletvekili olan
partiyle, en çok milletvekili olan parti arasındaki fark en fazla kaç
olabilir? 29) Virüs bulaşmış
belli bir sayıdaki bilgisayarı virüsten temizleyeceksiniz. Bugün işe
başlayarak günde üç bilgisayar temizlerseniz Pazar günü işi
bitirebileceksiniz. Eğer günde beş bilgisayar temizlerseniz işi
bitirebileceğiniz gün Cuma olacak. Bugün günlerden ne?
30) Öyle iki pozitif
sayı bulun ki, çarpımları tek basamaklı, toplamları ise iki basamaklı olsun. BEYNİNİZ SAĞCI MI SOLCU MU :)))) Beyninizin sağ ve sol
loblarından hangisinin daha gelişmiş olduğunu, sözel veya sayısal
yeteneklerinizi bu test ile test edebilirsiniz.... 1. Okulda iken hangi
dersleri tercih ederdin? a) Sosyal dersler
b) Sayısal dersler 2.Hangi spor dalını
tercih edersin? a)Yalnız yapılan b)Takım halinde yapılan 3. Gördüğün rüyayı
berrak canlı olarak hatırlıyor musun? a) Çoğu zaman b) Nadir veya asla
4. Konuşurken a) Çok mimik ve hareket
b) Çok az mimik hareket 5. Ellerini birleştir.
Sağ baş parmağın a) Üstte mi? b) Altta mı? 6. Saatine bakmadan
doğru zamanı tahmin etmeye çalış. a) Tahminin 10 dakika
geçiyorsa b) Tahminin 10 dakika
içinde mi 7. Sen daha çok a) İnsanların yüzünü mü
hatırlıyorsun. b) İnsanların ismini mi
hatırlıyorsun. 8. İki gözün açık
olarak bir kalemi düz bir kenara doğru tut. Sol gözünü kapat ve kalemin yer
değiştirdi mi, değiştirmedi mi? Not et, ondan sonra aynısını sağ gözünü
kapatarak yap ve not et. Kalemin a) Sol gözünü kapatınca
yer değiştirdi. b) Sağ gözünü kapatınca
yer değiştirdi. Not: A lar B lerden
fazla ise sağ beyin daha hakim B ler A lardan fazla
ise sol beyin hakim BELLEĞİMİZ KUSURSUZ MU? Hafıza aslında
olağanüstüdür: Çoğu insan tanıştığı
kişilerin %10·dan daha azının yüz ve isimlerini hatırlayabilir. Verilen
telefon numaralarının %99·dan daha çoğunu unutmaktadır. Hafızanın
yaşlandıkça zayıfladığı hakkında genel bir kanı vardır. Bu kanı doğrudur.
Fakat yaşlandığı halde hafızanın hala güçlü olduğu insanlar görmüşüzdür. O
halde bu insanlar yaşlandığı halde neden hafızaları eski güçlerini
korumaktadır. Bunun cevabı, bu
kişilerin fark etmeden hafızalarını kullanmanın temel prensiplerini elde
ettikleridir. Öyleyse hafızanın nasıl kullanılacağını bilmek, hafızanın
güçlenmesini ve aynı güçte kalmasını sağlamaktadır. FOTOĞRAFİK BELLEK ( HAFIZA) İnsanlar gördükleri her
şeyi, çoğunlukla kısa bir süre tam ve net olarak hatırlamalarını sağlaşan
fotoğrafik hafıza öylesine kusursuzdur ki rasgele beyaz bir levha üzerine
serpiştirilmiş bin beneği bile aynen hatırlaşabilmektedir. Bu da bize uzun madde
kapasitesinin şanı sıra yeteneği de olduğunu anlatır. Çocuklar bu yeteneğe
sahip oldukları halde onlara hayal gücü ve hafıza eğitiminden çok mantık ve
dil eğitimine dayanan eğitimin verilmesi sonucunda bu yeteneğin büyük ölçüde
yok olduğu görülmektedir. BEYNİN POTANSİYELİ Beynimiz uyuyan bir dev
gibidir. Uzmanlar beynimizin ancak % 1·ini kullandığımızı söylemektedir. Bu
durumda çok büyük bir potansiyelin varlığı söz konusudur. Hafıza Eğitimi·nin
amacı da işte bu potansiyeli geliştirmeye yardımcı olmaktadır. Zira
potansiyelimiz aslında geliştirilmeye elverişlidir. Hafıza Eğitimi·ne
katılanların bazıları kendilerini ilerletmeyi büyük bir amaç haline
getirebilirler. Dolayısıyla bu projeye daha fazla çaba ve zaman ayırmaya
karar verebilirler. Bazıları ise gerekli
oldukça; özellikle dikkat etmeleri gereken alanlarda zaman zaman yararlanmak
amacıyla Hafıza Eğitimi·ne katılmış olabilirler. Her iki yaklaşım da son
derece mantıklıdır. Bu ilgiyi spora olan yaklaşımla kıyaslarsak; kimileri
şampiyon olmak için her gün çalışarak, antreman yaparak ve kendilerini
adayarak spor yapar. Ama siz belki amatör düzeyde bir futbolcu olmak
isteyebilirsiniz. Bu durumda temel bilgileri edinir, biraz ayak oyunları
öğrenir ve mevkiinizde yapılması gerekenleri yaparsınız. İşte niyetiniz sadece
pratik bir şeyler öğrenmek de olsa, yapacağınız küçük çalışmalar, sizde
büyük performans değişikliklerine sebep olacaktır. Yukarıda verdiğimiz
bilgilerin ışığında şöyle bir soru ortaya çıkacaktır: "Neden beynin
potansiyelinin bu kadar azı kullanılmaktadır?" Ana sebeplerin başında;
yakın zamana kadar beynin nasıl çalıştığının bilinememesi gelmektedir.
Zihinsel yeteneğimizle ilgili sorunlar beynin kapasite eksikliğinden değil
onu nasıl kullanacağımızı bilmemizden kaynaklanmaktadır. BEYNİMİZ NASIL ÇALIŞIR? Tarihçe: Günümüzden
2000 yıl kadar önce beynimiz hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmiyordu.
Hatta aklın bedenin bir parçası olduğu dahi kabul edilmiyordu. En ünlü
filozoflardan olan ve modern bilimin kurucusu sayılan Aristo bile duyu ve
hafıza merkezinin kalpte olduğunu savunuyordu. Rönesans·a gelindiğinde aklın
başta olduğu biliniyor ancak beyin bir muamma olarak kalıyordu. Ancak 20. yy.·ın ikinci
yarısında itibaren beyinle ilgili bilgilerimiz artmaya başladı. Kaldı ki 30·lu
40·lı yıllarında bile beynin basit bir makine gibi çalıştığı düşünülüyordu.
Bir taraftan birkaç bilgi giriyor, beyinde işleniyor sonra da uygun kutulara
yerleştiriliyordu. Hepsi bundan ibaretti. Oysa son yıllarındaki
araştırmalar sonucu, beynin zannedilenin aksine son derece karışık ve
sandığımızdan çok daha yetenekli olduğu ortaya çıktı. BEYNİN YAPISI Biyolojik olarak
incelendiğinde beyin; alt beyin, üst beyin ve sinir sistemi olarak üç
kısımdan oluşmuştur. İnsan beyninin farkı da üst beynin gelişmiş olmasından
kaynaklanmaktadır. Bundan sonra beyin diye bahsedeceğimiz kısım bu "üst
beyin" olacaktır. Önceleri beynin
büyüklüğünün zeka gelişimindeki ana faktör olduğu düşünülmüştü. Ancak
gözlemler bunu doğrulamadı. Sonra beynin kıvrımlarının gösterdiği artışın
zekanın asıl kaynağı olduğu saptandı. Bu kıvrımlar her hücrenin diğer
hücrelerle yapmış olduğu birleşmeler arttıkça, fazlalaşıyordu. Çarpıcı bir benzetmeyle
insanı bir bilgisayara benzetirsek beş duyumuz klavyeyi, bilinçaltımız hard
diski temsil etmektedir. Davranışlarımız ise
hard diskten ve klavyeden gelen bilgilerin görüntülendiği monitöre
benzetilebilir. İç programlarınız ne ise davranışlarınız bunların hayata
yansımalarıdır. ÜST BEYNİN YATAY GÖRÜNÜŞÜ 60·lara doğru Roger
Sperry beynin sağ ve sol yarılarını birleştiren "Corpus Callosum" adlı
parçayı çıkararak bir deney yaptı. Duyulan ilginçti... Beyin iki yarıya
ayrılmıştı. Birbirine çok benzeyen bu iki yarı acaba bir bütünün parçaları
mıydı, yoksa birbirine uyum içinde işleyen iki ayrı beyin gibi mi
çalışmaktalar dır? Daha sonraki yıllarda
Robert Ornstein, öğrencileri üzerinde farklı entelektüel süreçlerde beynin
yaydığı duyuları inceledi. Sonuç şaşırtıcıydı... Beyin temel entelektüel
işlevler bakımından sanki iki ayrı parçaymış gibi davranıyordu. Buna göre;
1) SAĞ BEYİN :
Bedenimizin sol yanını kontrol etmektedir. 2) SOL BEYİN :
Bedenimizin sağ yanını kontrol etmektedir. Beynin iki yanı
biyolojik olarak birbirine benzer. Yapılan diğer
araştırmalar da eksikleriyle aynı sonuçlar üzerinde birleşiyordu. Bu arada; bu iki
yarıdan birini yoğun olarak kullanırken diğerini ihmal eden kişilerde;
performans eksiklikleri gözlemleniyordu. Ancak bu "zayıf" yarının
geliştirmesi şaşırtıcı sonuçları beraberinde getiriyordu. Yani "sağ + sol" "1 +
1" gibi aritmetik bir toplam gibi değil belki beş-on kat performansı
artırıyordu. Sonuçlar; bu iki yarının uyumlu çalışması ve aralarındaki
fizyolojik ilişkilerin artırılmasının önemini vurguluyordu. Düşündüğümüz zaman
hepimizin klasik eğitim sisteminden geçtiğimizi görüyoruz. Bu sistem daha
çok sol yarı ağırlıklı akademik bilgilere prim vermektedir. Bunun yanında
sağ yarı faaliyetleri ikinci plana atmaktadır. Örneğin matematik, dil
gibi dersler ana derslerken, resim, müzik gibi dersler ara derslerdir. İlk
saydığımız derslerden başarılı olanlar zeki olarak nitelenirken diğerlerinde
başarılı olup matematik veya dilde başarılı olmayanlar pek de zeki olarak
tanımlanmazlar. Oysa zaten
bilgisayarların matematik ve mantık işlemlerinin çoğunu yapabildiği
günümüzde bunlardan daha değerli bir özellik karşımıza çıkar. "YARATICILIK"
Yeni fikirler oluşturma, orijinallik, hayal gücü gibi tamamıyla insani
değerler zihnin yaratıcılığını ortaya koyar. Bilgi dünyasına yolculuk
ettiğimiz günümüzde artık esas fark bu noktadır. Yani geleceğin başarılı
insanları; yaratıcılığa, esnekliğe, vizyona ve hayal gücüne sahip olan
insanlar olacaktır. Eğitim sistemi ise bu
hedefe ulaştırmaktan çok insanı sol yarı işlevlerine hapsetmektedir. Bir
ilkokul öğretmeninin anlattığı şu örnek, yaratıcılığın yitimini tespit
etmektedir. İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin resimleri incelendiğinde
her birinde orijinallik ve yakın bir yaratıcılığın izleri görülmektedir.
Öğrenciler dördüncü sınıfa geldiklerinde ise tek düzeliğini ve kendini
birilerine beğendirme arzusunun yoğunlaştığı - elma ÖĞRENME VE EĞİTİMDE SAĞ BEYNİN ÖNEMİ *Çağımızın bilimsel ve
teknik gelişmelerinde sol beynin çok önemli bir yeri olduğu kabul
edilmektedir. Eğitimde bilgi, yabancı dil, tarih, matematik sol beyni
gerektirir. Bu yüzden sol beyin çalıştırılır. *Okul öncesi çocuklar
daha çok renkler ve görüntülerle düşünebilme gibi dış etkilere daha açık ve
çok farklı fantezilere sahiptir. Fakat okulda bu özellikler bastırılınca,
sol beyin aşırı zorlanır ve sağ beynin bazı fonksiyonlarını da yüklenmek
zorunda kalır. Bu arada zayıf kalan sağ beyin hırçınlaşınca çocuklarda bir
takım ruhsal dengesizliklerin başladığı uzmanlarca görülmüştür. *Aynı zamanda beyinlere
dolan bu bilgi fazlalığından fazla körelirler. Bu aşırı yükleme sonucunda
çocuklarda üretkenlik, merak ve öğrenme istekleri yok olur. *Sağ beyin
eğitilmediğinden, insanların yaşamlarında aslında sağ beynin gerekli olduğu
durumlarda çalışmalar daima sonuçsuz kalır. BEYNİMİZİN SOL VE SAĞ LOBLARININ FONKSİYONLARI *Beynimizi sol yarı
kelimelerle düşünür, sol beynin anahtarı kelimelerdir, yani sol beyin
kelimelerle çalışır. *Sağ beyin anahtarı da
görüntülerdir. Yani görüntülerle çalışır. Beynimizin sağ yarısı daha çok
duygusal algılamalar ve görüntülerle çalıştığında bu bölümde olanları her
zaman bilinçli olarak açıklamayız ve tanımlamayız. *Her iki anahtarı da
çalıştırmalıyız. Beynimizin her iki yanını aldığımız kararlara aktif olarak
katmadığımızda, hayatımızda birçok iniş ve çıkışlar meydana gelir. MANTIKSAL SOL BEYİN *Yazma işini
sözcüklerle yapar. *Zor ve karmaşık
bağlantıları zorlukla ve adım adım verileri yerine yerleştirerek koyabilir
*Kesin bir zaman
sınırlaması içinde, yani adım adım düşünebilir. *Bir bütüne yoğunlaşamaz.
*Sol beyin her şeyi bir
anda algılayamaz. *Beynimizin sol yanı bir problemi dikkatle çözer ve sonuca
ulaştığından sonucu kendine göre olumlu olarak görür. DUYGUSAL SAĞ BEYİN *Dili en çarpıcı, ince
tanımlama ve sembollerle duyusal ayrıntılarla inceler. *Sağ bölüm zor ve
karmaşık bağlantıları kavrayabilir ve doğru tepki verebilir. *Adım adım düşünmez ve
bütün üzerine yoğunlaşır. . *Birçok değişik şeyi aynı zamanda "hepsini bir
bakışta" işler. *Fakat duyusal uyarı ve işaretleri değerlendiren sağ yan,
korku ve endişe içinde olabilir. SÜRE:15 DAKİKA