T.C. Millî Eğitim Bakanlığı
 
ANA SAYFA İDARE PERSONEL OKULUMUZ KÖYÜMÜZ İLÇEMİZ RESİMLER AKTİVİTELER
OKUL-AİLE MUHTARLIK ÖĞRENCİLERİMİZ HABERLER DUYURULAR TEŞEKKÜR İLETİŞİM BİLGİ EDİNME
Ara
  • SİTE HARİTASI
  • KURUM TANITIM
  • REHBERLİK
  • ÖĞRENCİLERİMİZDEN
  • AKADEMİK TAKVİM
  • VİZYON & MİSYON
  • DOKUMANLAR
  • BAŞARILARIMIZ
  • ŞAİRİMİZ
  • ÖNEMLİ KİŞİLER
  • PLANLAR
  • SOSYAL KULÜPLER
  • BELİRLİ GÜNLER
  • LİNKLER
  • KÖŞE YAZILARI
  • WEB TASARIM EKİBİ
  • MAAŞ SORGU SİSTEMİ
  • BİRAZ DA EĞLENCE

BAĞLANTILAR

  • KAYSERİ MEB
  • YAHYALI MEB
  • YAHYALI HEM
  • DURMUŞ İNNECİ İ.Ö.O.
  • ÇUBUKLU İ.Ö.O.
  • ve DİĞER OKULLAR
  • SPONSOR FİRMAMIZ
  • DUYURU VE HABERLER
  • RESMİ YAZILAR
  • HİZMETİÇİ BAŞVURU
  • KAYSERİ RAM

BAKANLIK BAĞLANTILARI

  • ATATÜRK
  • MEB
  • İLSİS (Kurum)
  • İLSİS (Personel)
  • EĞİTEK
  • SINAVLAR
  • ATAMA
  • HABERLER
  • DUYURULAR
  • E-DERGİLER
  • OKULLAR
  • HİZMETİÇİ
  • MEB WEB SİTE
  • MEVZUAT
  • E-OKUL
  • RTÜK ÇOCUK

TÜM YÖNLERİ İLE ZEKA VE ZEKA TESTLERİ

DUYGUSAL ZEKA YANİ EQ
IQ ve EQ arasındaki farklar nelerdir?
IQ (intelligence quotient) kısaca zeka katsayısı, EQ (emotional quotient) duygusal katsayı olarak değerlendirilmektedir. Yıllardır insanın işlevselliğinin ve başarısının IQ ile doğru orantılı olduğu bilinmekteydi. Son zamanlarda artık duygusal zeka yani EQ nun da başarıda önemli rolü olduğu düşünülmektedir. IQ daha çok kişinin zeka katsayısını vermekte ve zeka fonksiyonlarını değerlendirmektedir. EQ ise kişinin duygusal sentez , tespit ve fonksiyonlarını bize bildirmektedir.
IQ Başarıda yeterli midir?
IQ bazı işlerde başarıda yeterlidir. Örneğin zeka katsayısı iyi olan bir kişi iyi bir fizikçi olabilir ve hatta bir çok buluşa imza atabilir. Kişinin seçeceği mesleğe göre IQ ve EQ katsayıları önem kazanmaktadır. Buna paralel olarak eğer insanlarla iç içe olan bir meslek ile uğraşmak ve başarılı olmak istiyor iseniz o zaman başarılı olmanız için IQ yetmeyecektir aynı zamanda iyi bir EQ katsayısına da sahip olmak zorundasınız. Örneğin bir şirkette ideal bir yönetici olmak için EQ katsayısınında yeterli seviyede olması gerekir.
EQ da cinsiyet ayrımı var mıdır?
EQ da cinsiyet şu ana kadar ki bilinenler itibariyle yoktur. EQ nun yüksek olması demek duygusal olmak demek değildir. Bayanların daha duygusal olduğu bilinir. Bu EQ larının da yüksek olduğu anlamına gelmez. EQ ; karşısındaki insanın duygularını hesaba katabilme, duygulara yön verebilme, duyguları anlayabilme ve ifade edebilme, günlük hayat akışı içerisinde kendisinin ve etrafındaki kişilerin duygularını hesaba katarak kararlar alma, iyi bir iletişim ve etkileşim becerisi olarak özetleyebiliriz.
EQ nasıl artırılır ?
EQ nun artırılması elbette ki doğuştan gelen yeteneklere bağlıdır. Yani doğuştan gelen zemin müsait ise o zaman çok kolay bir şekilde EQ artırılabilecektir. Özellikle aile ortamı ve anne babanın kişilik özellikleri de EQ gelişiminde önemlidir. Anne babanın duygu ifadesi, aile içerisindeki iletişim becerileri , anne babanın empati yeteneği, kelime hazinesi ve bu kelimelerdeki duygusal nitelik, anne babanın çocuğu yanında olayları değerlendirme ve duygusal tepki şekli duygusal zekada önemli role sahiptir.
IQ ve EQ arasında kardeşler arası fark var mıdır?
Bu konuda kardeşler arası fark değerlendirildiğinde şunlar söylenebilir. EQ da doğuştan gelen özellikler önemli bir yere sahiptir yani bir çocuğun duygusal zekası doğuştan iyi ise onun ilk veya son çocuk olması önemli değildir. Ama küçük kardeşler büyüklere göre bu konuda daha avantajlıdır diyebiliriz. Bunun nedeni ise küçük kardeşlerin büyüklere göre daha çok iletişim ve etkileşim şansına sahip olmalarıdır.
ZEKA NEDİR?
TARİHTE İLK ZEKA TESTİNİ KİMLER UYGULADI?
ZEKA GELİŞTİRİLEBİLİR Mİ?
ZEKA TESTLERİ NELERDİR?
ZEKA GERİLİĞİ NEDİR?
Alm. Intelligenz, Klugheit (f), Fr. Intelligence, İng. Intelligence. En geniş mânâsıyle bir genel zihin gücü. Psikolog Terman’a göre, zekâ “mücerret (soyut) düşünme yeteneği”dir. Davis, zekâyı, “edinilen bilgilerden faydalanarak meseleleri halletme kâbiliyeti” olarak açıklar. Stern ise, “yeni karşılaşılan hallerin gereklerini, düşünme yeteneğinden faydalanarak karşılayabilme, yeni hayat şartlarına uyabilme gücü” olarak görür. Bergson’un klâsik târifine göre zekâ, “evvelce elde edilmiş tecrübe ve bilgilerden istifâde ederek bugünkü hayat meselelerini çözmek ve hayat şartlarına uymak kâbiliyeti”dir. Hinsie ise zekâyı, üç ana gruba ayırarak târif etmektedir. Bu müellife göre, abstre (mücerret, soyut) fikir ve sembolleri anlama ve kullanma kâbiliyeti teorik zekâyı; muhtelif makina ve âletleri anlama, çalıştırma ve keşfetme kâbiliyeti mekanik zekâyı, insânî münâsebet ve ictimâî hâdiselerle ilgili durumlarda akıllı ve mantıkî bir şekilde hareket etmek kâbiliyeti ise sosyal zekâyı teşkil etmektedir.
Zekâ, akılla karıştırılmamalıdır. Zekâ, bir meleke, bir alışkanlıktır. Bu kuvvet yardımı ile insan, bilinen şeylerden bilinmeyenleri çıkarır. Delilleri toplayarak aranılan şeyleri bulur. Zekâ, sebep ile netice arasındaki bağlılıkları bulmak, benzeyiş ve ayrılışları anlamaktır. Akıl anlayıcı bir kuvvettir. Hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt etmek için yaratılmıştır. İsviçreli Clapare de zekâyı, “yeni icap ve vaziyetlere, zihnin en iyi şekilde uyması”dır diye anlatmıştır. Yâni muhite uymayı sağlayan bir kuvvettir. Tek hücreli hayvanlar, muhitin yalnız tesir etmesi ile hal değiştirerek bu tepkiye uyar. Daha ileri olan eklembacaklılarda, tepkilere sevkitabiî (içgüdü)ler de katılır. Kemikli hayvanlarda, bu iki kuvvete alışkanlık da karışır. En yüksek hayvanlarda ve insanlarda ise, muhite uymak için yeni bir faaliyet, bir davranış ortaya çıkar ki, bu da zekâdır.
Bergson diyor ki: “Her asrın geri kalmış kısımları, tabiate uymak, hayvanlar ve kendileri arasında münâsebet kurmak için âletler yapmıştır. Bu aletler, zekâ ile yapılmıştır.” Alet yapmak, teknikte yükselmek akla değil, zekâya alâmettir. Zekâ, içgüdüden yukarı, akıldan aşağı, bir şuur basamağıdır. Aklın tatbikçisi gibi olan zekâ, akıldan önce teşekkül etmektedir. Akıllı kişiler, teorik yollar ve kâideler ortaya koyar. Zeki kimse, bunların pratiğe tatbikini sağlar. Zekâ düşünebilme kuvvetidir. Fakat, düşüncelerin doğru olması için, akıl lâzımdır. Zeki insan düşüncelerinin doğru olabilmesi için bir takım prensiplere muhtaçtır. Bu prensipleri idâre eden akıldır.
Her zeki kimseyi akıllı sanmak doğru değildir. Zeki bir kimse, büyük bir kumandan olabilir. Akıllı kimselerden öğrendiği usûlleri, yeni harp vaziyetlerine uydurarak, kıtaları fethedebilir. Fakat aklı az ise, bir hatâ ile, başarıları felâkete döner. Meselâ Napolyon’un zekâ saçan askerî plânları, zaferleri ve akılsız hareketlerinin sonu olan felâketleri meydandadır. Üçüncü Selim Han zamânında, Napolyon’un, Suriye’de, İslâm askerleri karşısında bozguna uğrayarak nasıl kaçtığı târihlerde yazılıdır. Bir arslanın zekâsı, insan zekâsı kadar kuvvetli olsaydı, bu arslan öteki arslanlardan, on bin kat daha çok korkunç olurdu.
Zekâ, yeni doğmuş bir çocukta potansiyel olarak vardır, zamanla olgunlaşır. Fikrî gelişimin en hızlı olduğu zaman onuncu yaşa kadar olan dönemdir. Zekânın gelişmesi, beynin ve sinir sisteminin olgunlaşmasına dayanır.
Normal olarak, zekâ, doğuştan îtibâren şahsın olgunluğa erdiği 15-25 yaşlara kadar devamlı olarak artmaktadır. Fizikî ve bedenî büyüme ve gelişmede de olduğu gibi, zekâdaki gelişmenin ilk beş senesinde çok süratli olmasına mukâbil, 10-16 yaşlarda gitgide yavaşlamakta ve 15-20 yaşından sonra tamâmiyle durmaktadır. 20 yaşına kadar gelişen zekâ, ondan sonra 7-8 senelik bir duraklamayı tâkiben hızla zayıflamakta ve düşmektedir.
Zekânın ölçülmesi: Zekâ birtakım testler aracılığıyla ölçülebilir. Bu gâyeyle birçok test geliştirilmiştir. Târihte bilinen ilk zekâ testi Osmanlı Devletinde uygulanmıştır. O zaman saraya bağlı olan Enderun adlı mektebe, Müslüman ve gayri müslim çocukları bir çeşit zekâ testiyle seçilerek alınırlardı. Enderun, idâreci ve devlet adamı yetiştirirdi (Bkz. Enderun). Batıda kullanılan ilk zekâ testini bir Fransız psikologu olan Alfred Binet ve Dr. Theodor Simon yapmıştır. “Binet-Simon Testi” adı altında 1905 yılında yayınlanan bu test, Paris ilkokullarında başarısız kalan öğrenciler arasında zekâca geri olanlarla zekâca normal olup, olumsuz çevre faktörlerinden dolayı başarısız kalanları ayırt etmek gâyesiyle meydana getirilmiştir.
Zekâ testleri muhtelif yaşlardaki çocukların normal olarak (yâni % 50’sinin) yapabilecekleri işlerden, çözebilecekleri problemlerden ve cevaplandırabilecekleri sorulardan meydana getirilmiştir. Bu tipik sorular, problemler ve işler, etraflı incelemelerden sonra tespit edilmiştir.
Binet-Simon Testi son yıllarda revizyondan geçirilerek Stanford-Binet Testleri adı altında hâlen çocuklarda geniş ölçüde kullanılmaktadır. 8 yaşındaki bir çocuğa kendi yaşından iki yıl öncesine âit olandan başlanarak testler uygulanır. Çocuk bunları bildiği gibi, 8 yaşına âit problemleri de çözebilir, daha ileri yaşlara âit olanları yapamazsa normal zekâlı sayılırlar. Böyle bir çocuğun doğum yaşı gibi zekâ yaşı da sekizdir. Şâyet 8 yaşındaki bir çocuk kendi doğum yaşının problemlerini çözemeyip, ancak 7 yaş seviyesine kadar olan problemleri halledebiliyorsa zekâ yaşı 7 olarak kabul edilir. Dokuzuncu yaşa kadar olan problemleri çözüyorsa, 9 zekâ yaşında sayılır. Buna göre çocuğun zekâ yaşı, doğum yaşından üstün veya düşük oluşuna göre zekâsının üstün veya düşük olduğu anlaşılır.
Zekâ yaşının doğum yaşına bölünmesiyle zekâ derecesi tespit edilir. Kesirden kurtarılması için 100 ile çarpılarak elde edilen rakama “zekâ bölümü” (IQ) adı verilir. Yâni:
İnsanları zekâ derecelerine göre düşükten yükseğe doğru sıralarsak, normal dağılma eğrisi (çan eğrisi) elde edilir
Zekâ bölümlerinin (IQ) mânâları şunlardır:
IQ 0- 25 arası “ağır gerilik” (idio)
IQ 26-50 arası “orta gerilik” (embesil)
IQ 51-75 arası “hafif gerilik” (debil)
IQ 76-90 arası “sınır zekâlılar”
IQ 91-110 arası “normal zekâ”
IQ 111-125 arası “ileri zekâ”
IQ 126-140 arası “üstün zekâ”
IQ 140-155 arası “çok üstün zekâ”
IQ 156-ve üzeri “dehâ”
Üstün zekâlılık: 1000 rastgele çocuk alınırsa, ancak 10 tânesinin bölümü 140 ve biraz üzerinde olur. 160 ve 160’ın üzerinde olanların oranı ise binde birden bile azdır. Bir bakıma yeryüzündeki tekniğin bulucuları ve taşıyıcıları bu zekâlardır. Üstün zekâlı çocuklar üzerinde yapılan geniş araştırmalar, bunların özellikleri hakkında bize şu bilgileri vermektedir: Her şeyden önce, bu çocuklar vücut sağlığı bakımından normalden üstün bulunmaktadırlar. Öyle ki, doğdukları zamanki boy ve ağırlık ölçüleri normalin üstündedir. Bebeklik devresinde daha az hastalık geçirmekte ve öteki bebeklerden daha fazla uyumaktadırlar. Bu çocuklar erken diş çıkarmakta, erken yürümekte ve erken konuşmaktadırlar. Okulda çabuk ilerleme göstermekte ve teorik konulara daha fazla ilgi duymaktadırlar. Genel olarak el mahâretini gerektiren konulara, beden eğitimi ve resim derslerine fazla ilgi göstermemektedirler. Vakit geçirmek için yaptıkları faaliyetlerde okuma büyük yer almaktadır. Oyun oynarken kendilerinden büyük arkadaşları tercih etmektedirler. Ergenlik çağına akranlarından daha erken girmektedirler.
Şurası da muhakkaktır ki, sâdece üstün zekâya sâhip olmak her şey demek değildir. Çok zeki oldukları halde hayatlarını cezâevlerinde geçiren kimseler de çoktur (Bkz. Psikopati). Zekânın üstünde akıl dediğimiz kuvvet vardır ve zekânın iyi yönde kullanılması önemlidir. Dînî ve ahlâkî terbiye, çevre şartları ve hayat tecrübeleri zeki doğmuş olmanın yanısıra büyük ehemmiyet taşır. Öte yandan, okulda ve okul sonrası yaşayışta elde edilen başarılar tabiî ki, alınan eğitimle de ilgilidir. Eğitim ancak mevcut olan bir kâbiliyeti geliştirir.
Üstün zekâlı çocuklar yalnız kendileri, âileleri veya memleketleri için değil, bir bakıma bütün dünyâ için önem taşımaktadırlar. Çünkü, özellikle ilim dallarında onları bekleyen çözülmemiş problemlerin cevapları; yapılacak keşifler, bulunacak ilâçlar bütün insanlığın malı olacaktır.
Zekâ geriliği: Çocukluk çağlarının en sık görülen rûhî şikâyet konusu, zekâ geriliğidir. Dünyâ Sağlık Teşkilâtı bunu, “zihin kâbiliyetlerinin eksik veya yetersiz gelişmesi” diye târif etmektedir.
Zekâ geriliğinin sebepleri:
1. İrsî (soyaçekim) zekâ gerilikleri: Hafif derecedeki zekâ geriliklerinin büyük bir kısmını bu grup meydana getirir. Anne ve babanın geri zekalı olması hâlinde çocuk da geri zekâlı olabilecektir. Alkolizm, toksikomani, aşırı yaşlılık buna etken olabilir.
2. Gebelik sırasında annenin ve bebeğin karşılaştığı tehlikeler, önemli birer sebep sayılabilir: Çocuğu düşürme denemeleri, özellikle hâmileliğin ilk üç ayında annenin kızamıkçık, çiçek, toksopalsmosis, kabakulak, kızamık, çocuk felci, su çiçeği, mikrobik sarılık, grip, boğmaca, tifüs, kızıl, sıtma geçirmesi gibi. Bu hastalıklardan birine yakalanan kadının, doğacak çocuğunun muhakkak geri zekâlı olması söz konusu değildir. Gebelikte röntgen çektirme, sigara ve alkol kullanma yine zekâ geriliğine sebep olabilir.
3. Doğum sırasında çocuğun beyninin zedelenmesi, beynin oksijensiz kalması yine önemli sebeplerdendir.
4. Dört-beş yaşına kadar beyin ve sinir sistemi hızlı bir olgunlaşma (tekâmül) hâlindedir. Bu olgunlaşmayı engelleyen sebepler (enfeksiyonlar, kafa travmaları ve zehirlenmeler), zekâ gelişiminin duraklamasına veya aksamasına yol açabilirler. Beynin, daha çok virüs adı verilen mikroplarla ortaya çıkan, ansefalit dediğimiz iltihâbî hastalığında hayâtî tehlikeleri olabilir. Hastalığı atlatanların bir çoğunda zekâ geriliği görülür. Küçük yaşlardaki boğmaca diğer bir sebeptir. Menenjit, ciddî kafa darbeleri, ağır orta kulak iltihapları, beyni etkileyen zehirlenmeler zekâ geriliğine yol açabilirler.
5. Beynin gelişmesini doğuştan veya erken çocukluk çağında engelleyen mühim sebeplerden biri de kafatasının yapı anormallikleridir. Mikrosefali (küçük beyin) bunun tipik örneğidir. Kafa içi sıvılarının basınç artması sonucu başın büyümesi ve gelişmekte olan beynin sıkışması şeklinde meydana gelen, hidrosefali denen hastalıkta zekâ geriliği oldukça sıktır. Bütün bunların dışında, kromozom anormallikleri yine irsî (soyaçekim) bir başka zekâ geriliği sebebidir. Mongolismus denen, Moğol ırkını andıran çocuklar, geri zekâlıların önemli bir kısmını meydana getirirler. Zekâları hafif veya orta derecede geridir. Normalde 46 olan kromozom sayısı 1 artarak 47 olmuştur. Daha çok ileri yaşlarda doğum yapan annelerin çocukları arasında da rastlanır.
Zekâ geriliğinin sıralanması: Zekâ gerilikleri, zekâ bölümlerine göre şu şekilde sıralanır:
IQ’su 0-25 olanlar ağır geridir (idio): Bütün zekâ faaliyetleri hemen hemen yok gibidir. Buna ilâveten birtakım bedenî gelişme kusurları da vardır. Kurumlarca korunması gerekir. Bâzı basit alışkanlıkları bile kazandırmak mümkün değildir. Bâzıları birkaç cümleyle konuşma öğrenebilir. Büyük kısmı konuşmaz. Çoğu tuvalet, beslenme alışkanlıkları kazanamaz. Büyük bir kısmında yürüme bile gelişemez. Çoğu erken yaşta ölür.
IQ’su 26-50 arası olanlar orta geridir (embesil): Normal bir çocuğun kâbiliyetinin yaklaşık en fazla yarısı kadar kâbiliyeti gelişeceğinden, konuşmaları ve sosyal intibakları daha sınırlı ve geç olacaktır. Çok az bir kısmı 10-12 yaşından sonra basit okuma yazma öğrenebilir. Kelime hazineleri kıttır. Günlük yaşantıları için gerekli olan basit uyum ve alışkanlıkları kazanabilirler. Fazla sorumluluk taşımayan basit el zanaatlerinde veya tarla-bahçe işlerinde 13-14 yaşından îtibâren çırak niteliğinde çalıştırılırlarsa, işe uyum sağlayabilirler. Esâsen en doğru yol da budur. Çevrelerince geri oldukları kolayca fark edildiklerinden, alay konusu edilmemeleri, bilakis korunmaları, desteklenmeleri gerekir.
IQ’su 51-75 arası olanlar hafif geridir (debil): Zorlukla da olsa ilkokul öğretimine başlayabilirler, bir kısmı okulu bitirebilir, bir kısmı ise okula hiç devam edemez. Bu seviyedeki gerilerin kendine mahsus, hafif ve yavaş ilerleyen eğitim programı çerçevesinde, özel alt sınıflarda eğitim görmeleri gereklidir. Büyük şehirlerimizin bâzı ilkokullarında böyle sınıflar vardır. Bu çocuklarda dikkat, muhâkeme, hâfıza, irâde zayıf gelişir. Fikir üretimi kıttır. Heyecanları değişken olup, telkine kolayca yatkın olduklarından gençlik ve yetişkinlik yaşlarında kolayca suça yönelebilirler, şaka kaldırmazlar. Geri oldukları kolayca fark edilemez, uyumsuzlukları terbiyesizlik sayılabilir. Yetişkin çağa vardıklarında 11-12 yaşındaki bir çocuğun zekâsına sâhip olabilirler.
IQ’su 76-90 arası olanlar sınır zekâlıdırlar: Normalle geri arasındaki kişilerdir.
Zekâ geriliğinin oranları: Bu bölümlenmeye göre, zekâ bölümü (IQ) 75’ten aşağı olan çocuklar geri zekâlı sayılır. Bunların çocuk kesimindeki oranı % 3 dolayındadır. Sınır zekâlılar ise % 10-15 arasındadır. Zekâ bölümü 90’ın üstünde olanlar normal zekâlılardır. Bütün geri zekâlıların yaklaşık % 75’i hafif, % 20’si orta, % 5’i ağır gerilerdir.
Zekâ geriliğinde tedâvi: Şâyet bir çocukta zekâ geriliği ortaya çıkmışsa, bunun giderilerek tedâvisi mümkün değildir. Burada esas tedâvi, mevcut zekâ kâbiliyeti ile en yüksek verimde, çocuğun aktivitesini ve topluma uyumunu sağlayabilmek, mümkün olan seviyede öğretimini sürdürebilmektir. Yâni eğitimini yapmaktır. Psikomotor eğitim (yürüme, denge, koşma hareketleri, ince el becerileri) önceleri önemlidir. Konuşma eğitimi özel bir yer tutar. Ayrıca günlük hayatta gerekli olan bilgiler ve alışkanlıkların (beslenme, tuvalet, tehlikelerden sakınma gibi) kazandırılması gerekir. Bu uygulamalarda müsbet davranış ve fiilleri teşvik, tasdik etme ve mükâfatlandırma, daha sonra da tekrarlayarak pekiştirme başlıca prensiptir. Menfi davranışlar engellenmeli ve doğrusu öğretilmelidir. Âile ile de işbirliği yapılarak, evdeki yaşayışın da tedâvinin paralelinde tesirini sağlamak gereklidir.
Zekâ testleri: Zekâ testlerinden sık kullanılanlardan bâzıları şunlardır:
Cattell Zekâ Testi: Kültürden arınmış bir testtir. Bütün toplumlara uygulanabilir. Üç çeşidi vardır: Birincisi 4-8 yaş arasındaki çocuklar ve debiller (hafif zekâ gerisi olanlar) için; ikincisi 8-12 yaş arası çocuklar ve bütün yetişkinler için; üçüncüsü yüksek seviyedeki genç ve yetişkinler için hazırlanmıştır. Sorulan soruların belli bir zaman içinde cevaplanması istenir.
Alexander Pratik Zekâ Testi: Bu testle ilkokulu bitiren çocukların teknik kâbiliyetlerini ölçmek ve onları daha ileri sınıflara (özellikle sanat okullarına) yöneltmek maksadıyla hazırlanmıştır. Test aynı zamanda özel sınıflarda okutulması icab eden çocukların tespitinde çok işe yaramaktadır. Testte tahta kutulardan, boyalı küplerden çeşitli problemler çözülmesi istenir.
Porteus Labiret Testi: Zekâ fonksiyonunun özel bir şeklini ölçer. Meselâ, bâzı vaziyetlerde temkinli davranmak, ileriyi görmek, çeşitli engellerden kendini korumak gibi. Bu test bilhassa bir insanın bugünkü hayâtındaki davranışlarda gösterdiği kâbiliyeti tespit eder.
Binet-Terman Testi: Sözlü bir testtir. Okul, âile bilgisine ve kültürüne dayanır. Binet-Terman testinden bâzı örnekler:
Yaş 4:
1) Anlayış: “Ne yaparsın?”
-Uyku gelince
-Üşüyünce
-Acıktığın zaman
2) Dört rakamı ezberden tekrarlamak:
-4-3-7-9
-4-8-5-6
-9-1-5-7
Yaş 7:
1) Farklarını söylemek:
-Sinekle kelebek
-Taşla yumurta
-Tahtayla cam
Yaş 10:
1) Saçma cümleler: “Burada saçma olan nedir?”
a) Adamın biri diyor ki: “Öyle bir yol biliyorum ki, evimden şehre doğru yokuş aşağı, şehirden evime doğru da yokuş aşağı.”
b) Dün polisler vücûdu parçalara ayrılmış bir ceset buldular. Bu şahsın kendini öldürdüğü zannediliyor.
c) Bir mühendis diyor ki: “Trende ne kadar çok vagon varsa tren o kadar çabuk gider.”
d) Dün bir tren kazâsı oldu, fakat çok önemli değil, yalnız 48 kişinin öldüğü söyleniyor.
Yaş 12:
1) Benzeyişleri kavramak: “3 şey nasıl birbirine benzer?”
a) Yılan, inek, serçe
b) Kitap, öğretmen, gazete
c) Yün, pamuk, deri
d) Bıçak, kuruş, demir tel
e) Gül, patates, ağaç
Binet-Terman zekâ testinin değerlendirmesi ise şöyle olur:
140 ve üstü deha
120-140 yüksek zekâ
95-120 normal zekâ
80-95 orta zekâ
70-80 aşağı zekâ
50-70 debil
20-50 impesil
0-20 idio
ZEKÂ GERİLİKLERİ;
Alm. Schwachsinn (m), Fr. Arrierations (f. pl.) mentales, İng. Feeble-mindedness, backwardness. Çeşitli sebeplerden dolayı meydana gelen ve değişik derecelerde olabilen zekâyla ilgili hastalıklar. Zekâ, öğrenme, öğrenilenden faydalanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilmek kâbiliyetidir (Bkz. Zekâ). Zekî insan, öğrendiğini değerlendiren ve yeni durumlara yeni çözümler getirebilen kişidir.
Zekâ geriliği, gelişim dönemlerinden kaynaklanan ve ahenkli davranışlardaki bozulmayla birlikte olan, genel zihnî fonksiyonlarda normalin altında olma hâlidir. Sebebi ne olursa olsun, zekâ geriliği gösteren çocukta en belirgin özellik, konuşmanın başlamamış olması veya çok yavaş gelişmesidir. Beden gelişmesi de yavaştır. Başı dik tutma, emekleme, yüzme, oturma, koşma genellikle geç başlar.
Zekâ geriliği oranının, toplam nüfûsun % 2-3’ü kadar olduğu kabul edilmektedir.
Zekâ gerilikleri şu şekilde tasnif edilebilir:
1. Derin zekâ geriliği: 0-5 yaş arası çocuklar, tam bağımlı çocuklardır. Genellikle kurum ve hastânelerde devamlı bakım ve gözetim altında tutulurlar, pek uzun yaşamadıkları ileri sürülmektedir. 6-20 yaş arasındakiler tek tek kelimelerle sınırlı olarak ihtiyaçlarını anlatabilirler, tuvalet eğitimi ve yeme gibi konularda çok az da olsa eğitilebilirler. 21 yaş üstündekilerde ise bâzı hareket ve konuşma, ses kâbiliyetlerinde ilerleme olabilir. Tuvalet ve yeme alışkanlıklarını sürdürebilirler, özel bakımı gerektirirler.
2. Ağır zekâ geriliği,
3. Orta derecede zekâ geriliği,
4. Hafif derecede zekâ geriliği,
5. Sınırda ve donuk zekâlı normal çocuklar: Ağır öğrenen çocuklar olarak bilinirler. Bunlar için özel eğitim uygulanmamakta, ilkokul eğitimini 1-2 sene geriden tâkip etmektedirler. Bunlar geri zekâlı düzeyde değillerdir, ama yaşıtlarından çok daha geç ve güç öğrenirler. Çabuk kavrayamaz ve öğrendiklerini çabuk unuturlar.
Zekâ testleriyle çocukların zekâ yaşları tespit edilebilmektedir. Şâyet yedi yaşındaki bir çocuk kendi yaşı için hazırlanmış testleri başarırsa, zekâsı yaşına uygundur denir. Şâyet on iki yaş için hazırlanmış testi de başarırsa zekâsı yaşına göre çok üstündür denir.
Zekâ geriliklerinin sebepleri:
1. Doğum öncesi faktörler:
İrsiyet, alkolizm, toksikomani, aşırı yaşlı ana-baba vb.
2. Lipid metabolizmasına bağlı bozukluklar.
3. Karbon hidrat metabolizmasına bağlı bozukluklar.
4. Hormonal bozuklukları: Normal tiroid bezinin az çalışması.
5. Kromozom bozuklukları: Down sendromu (Mongolizm).
6. Gebelik sırasında annenin geçirmiş olduğu enfeksiyon hastalıkları: Frengi, kızamıkçık, çiçek, su çiçeği, toksoplasmosis, kabakulak, kızamık, mikrobik sarılık, grip, boğmaca, sıtma, kızıl vb.
7. Gebelik zehirlenmesi, kontrol altına alınmayan annenin şeker hastalığı, yetersiz beslenme, kontrolsuz ilâç kullanma, sigara, alkol ve benzeri alışkanlıklar.
8. Doğum esnâsında meydana gelen travmalar, bebeğin oksijensiz kalması, kan uyuşmazlığı sonucu meydana gelen öldürücü sarılık (Kernicterus) zekâ geriliklerine yol açabilmektedir.
9. Çocuklarda meydana gelen menenjitler, beyin iltihapları, travmalar, çocuk beyin felci, sara nöbetleri ve zehirlenmeler de zekâ geriliklerine yol açabilmektedir.
10. Sosyal ve moral sebeplerden zekâ geriliği olabilmektedir: Toplumun sosyal şartları, âilenin yapısı ve görgüsü, maddî imkânsızlıklar, eğitimsizlik, beslenme bozuklukları, harp, esâret gibi ağır şartlar vb.
Teşhis: Bebeklik çağında teşhis koymak zor olup, îtina isteyen bir iştir. Anne ve babadan çok iyi bir hikâye alınmalı ve şüpheli kalan her şey sorulmalıdır. Çocuğun dikkatli bir gözlemi ve muâyenesi, zekâ geriliği teşhisini koyma kadar, sebepleri konusunda da aydınlatıcı olmaktadır. Nörolojik belirtilerin görülüş sıklığı ve ciddiyeti, zekâ geriliği konusunda oldukça mühim ipuçları vermektedir. İdrar, kan ve kromozom tetkikleri de teşhiste oldukça faydalı olabilmektedir. İşitme ve konuşmanın değerlendirilmesi, psikiyatrik ve psikolojik muâyene ile çocuğun zekâ yaşının tespiti, teşhisinin diğer unsurlarını teşkil etmektedir.
Çok değişik durumlar zekâ geriliğini taklit edebilir. Özellikle körlük ve sağırlık, yanlışlıkla zekâ geriliği şeklinde değerlendirilir. Konuşma bozuklukları ve çocuk beyin felci, çocuklar normal olduğu halde, sıklıkla zekâ gerisi intibaını verebilmektedir. Bunun için teşhis konurken çok dikkatli olunmalıdır.
Zekâ geriliklerini önleme: Bunun için en önemli husus, zekâ geriliğine yolaçan faktörlerin giderilmesidir. Bunu sağlamanın en etkili yolu da toplumun eğitimidir. Ayrıca, kan uyuşmazlıklarının önceden tespiti gibi konularda genetik, danışma da önemli bir yer tutar.
Hastalıkların erken teşhisi ve uygun tedâvi metodlarıyla, hasar yapmadan kontrol altına alınabilmesi de oldukça mühimdir. Meselâ troid bezinin yeterli çalışmama hâli erkenden tespit edilip tedâvi cihetine gidilince, çocukta meydana gelecek olan zekâ geriliği önlenmektedir.
Tedâvi: Tedâvide gâye; zekâ geriliği gösteren çocukların kapasitelerini, ulaşabilecekleri en üst seviyeye çıkartmak, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek hâle getirmek, âilelerine ve topluma yük olmaktan kurtarmak ve nispeten mutlu bireyler hâline getirmektir.
Tedâvi, hastalığın cinsine göre değişmekle berâber temelde davranış şekillendirilmesi, ana-babadan faydalanma, bakım ve kısımlardan faydalanma, fizikî rehabilitasyon ve birtakım özel eğitimleri ihtivâ etmektedir.
EQ TESTİ
Bölümler:
1 Duygusal farkındalık.
2 Bir kişinin duygularını yönlendirebilmek.
3 Kendi kendini harekete geçirme.
4 Empati.
5 Başkalarının duygularını eğitebilmek.
Puanlama:
Her cümleyi, aşağıdaki sisteme göre puanlayınız:
Kesinlikle katılmıyorum: 1
Çoğunlukla katılmıyorum: 2
Kısmen katılmıyorum: 3
Katılıyorum: 4
Çoğunlukla katılıyorum: 5
Tamamen katılıyorum: 6
İşte test soruları:
Hayatımı nasıl yönlendireceğime karar verirken hem negatif hem de pozitif duygularımı kullanırım.
Negatif duygular yaşantımda neyi değiştirmem gerektiğini anlamamda yardımcı olur.
Baskı altında sakin olurum.
Her an duygularımı yönlendirebilme yeteneğim var.
Rekabet ortamında sakinleşip, yaşamın gerektirdiği yöne yönelirim.
Rekabet ortamında, eğlenme, hoşlanma, dövüş ruhu, mizah gibi geniş bir pozitif duygu yelpazesine sahip olurum.
Hissettiklerimden kendim sorumluyum.
Bir şey beni altüst etse de kolaylıkla duygularımı kontrol edebilirim.
Başkalarının sorunlarını etkin olarak dinleyebilirim.
Negatif duygularımı evirip çevirmem, üstünde durmam.
Başkalarının duygusal gereksinimlerine duyarlıyım.
Diğer insanlar üzerinde sakinleştirici bir etki yaratırım.
Engeller karşısında kendimi yeniden ve yeniden motive etme yeteneğim vardır.
Yaşamın zorluklarını aşmada yaratıcı olmaya çalışırım.
Başka insanların ruh haline, motivasyonuna ve isteklerine uygun davranırım.
Soğukkanlılık, uyarılmışlık ve odaklanmışlık "kuşağına" kolaylıkla girebilirim.
Uygun zamanda negatif duygularımla yüzleşir, gözden geçiririm.
Beni tedirgin eden bir olaydan sonra kendimi sakinleştirebilirim.
Gerçek duygularımı bilmek kendimi iyi hissetmemde büyük önem taşır.
Doğrudan ifade etmeseler de başkalarının duygularını çok iyi anlarım.
Yüz ifadelerinden insanların duygularını okumakta çok başarılıyım.
Verimli olmam gereken bir olaya çağrıldığımda, negatif duygularımı hemen bir kenara bırakırım.
Başkalarının gereksinimlerinin bir işareti olabilecek küçük sosyal işaretleri hemen farkederim.
İnsanlar beni, başkalarının duygularını etkileyebilen bir takım kaptanı gibi görür.
Gerçek duygularının farkında olan insanlar yaşamlarını daha yönlendirebilirler.
Başkalarının ruh halini çoğunlukla düzeltebilirim.
İlişkiler için öneri alınabilecek uygun bir kişiyim.
Başkalarının duygularını kuvvetle hissedebilirim.
Kişisel hedeflerine ulaşmaları için kendi motivasyonlarını arttırmada kişilere yardım ederim.
Negatif duygulardan kolaylıkla kurtulabilirim.
PUANLAMA
Duygusal özellik soru no
Duygusal farkındalık 1-2-4-17-19-25
Bir kişinin duygularını yönlendirebilme 3-7-8-10-18-30
Kendi kendini harekete geçirme 5-6-13-14-16-22
Empati 9-11-20-21-23-28
Başkalarının duygularını eğitebilme 12-15-24-26-27-29
DEĞERLENDİRME
Her cümleye verdiğiniz puanıbölümlerine göre topladınız.
Örneğin, empati ile ilgili (9-11-20-21-23-29) sayılı cümlelere verdiğiniz puanları topladınız ve toplam 30 çıktı...
Bunun ne anlama geldiğini aşağıdaki değerlendirme çizelgesinde göreceksiniz.
İşte çizelge:
Duygusal çok gelişme çok
Özellik güçlü istiyor istiyor
Duygusal farkındalık 31(+) 26-30 25 ve (-)
Bir kişinin duygularını yönlendirme 32(+) 27-31 26 ve (-)
Kendi kendini harekete geçirme 31(+) 27-30 26 ve (-)
Empati 31(+) 26-30 25 ve (-)
Başkalarının duygularını eğitebilme 30(+) 25-29 24 ve (-)
SÜRE:15 DAKİKA
DOĞRU CEVAPLAR
1) Beş. Çünkü karar vermekle yapmak arasında fark vardır.
2) Güneşe ulaşmak için batıya gidilmez.
3) 6S9Z Diğerlerinde verilen rakamdan sonra gelen rakamın ilk harfi var, bunda yok.
4) S. Çünkü 8, iki tane 3·ün veya S·nin birleşimi şeklindedir.
5) Aferin. Burada "ri" eki tek başına değildir, "rin"dir.
6) Beni bu güzel havalar mahvetti.
7) 8274. Diğerlerinde ilk iki sayının toplamıyla son iki sayının toplamı 9, bundaysa farklı.
8) Yahut, çünkü.
9) Lâkin-şâyet Şayet "eğer"le eştir.
10) Atâlet (tembellik),
l1) Ziyan, zıbın, zaten, zaman, zemin.
12) c- Sana hak veriyorum.·
13) Aranan kişi olmak.
14) Çözümcü. Zira günümüzde beklenmedik problemler çoktur, çözümün bir parçası olmak gerekir.
15) d. Çünkü dudak ünsüzü değil.
16) Hayat (B. Disraeli·nin meşhur sözü)
17) Israr. Bunda şeddeli harf yok
18) Diğerleri sonsuz ve engin, hediye paketiyse sınırlı ve kapalı.
19) ikisi hariçse tabiî ki iki tane kafir.
20) 204 kare vardır. Bütün 1x1 (64 adet), 2x2 (49 adet), 3x3 (36 adet), 4x4 (25 adet), 5x5 (16 adet), 6x6 (9 adet), 7x7 (4 adet), 8x8 (1 adet) ölçülerindeki kareler 204 tanedir.
ZEKA SORULARI
Tubitak yayınlarından yararlanılmıştır
1) İçi su dolu üç bardağı yanyana diziyorsunuz, aynı hizaya içleri boş üç bardak koyuyorsunuz, yani bardakların sırası şöyle oluyor: Dolu, dolu, dolu, boş, boş, boş. Yalnız bir bardağı yerinden oynatarak öyle bir değişiklik yapın ki bardaklar dolu, boş, dolu, boş, dolu, boş şeklinde sıralansın.
2) Bir dostu dedektif Kafacan·a 100 kart verdi. 1. kartın üzerinde şöyle yazıyordu: "Bu karttan yalnız biri yalan bir şey yazmaktadır." 2. kartın üzerinde bu 100 karttan yalnız ikisi yalan şey yazmaktadır" okunuyordu. 3. kart üzerinde 100 karttan üçünün, 4. kart üzerinde dördünün yalan şey yazdığı belirtiliyordu. Kısacası her kart kendi sıra numarası kadar kartın yalan yazdığını ifade etmekteydi. Tabii 99. kart "kartların doksandokuzu yalan yazıyor" ve 100. kart "kartların yüzü de yalan yazıyor" demekteydi." Dostu Kafacan·a sordu: "Söyle bakalım Sherlock Holmes, bu kartlardan hangisi doğru yazıyor?. Kafacan hiç düşünmeden cevap verdi. Bir de siz düşünün bakalım.
3) Bo ve Mo·nun her ikisi de, "Go iyi midir?"sorusuna, "evet" yanıtı vermiştir. Demek ki Bo ve Mo aynı kabiledendir. Oysa Go·ya Bo ve Mo·nun aynı kabileden olup olmadığı sorulduğunda, "aynı kabileden değiller" demişti. Bu durumda, yalan söylediği için Go, kötülerdendir. Bo ve Mo, Go için iyi demişlerdi; demek ki, yalan söyledikleri için onlar da kötülerdendir. Kısaca, her üçü de kötülerdendir.
4) Bir suçluya iki kutu ve 10·u siyah, 10·u beyaz olmak üzere 20 top verilir. Kral suçluya şöyle der: "Bu topları kutulara istediğin gibi yerleştirebilirsin, ben daha sonra senin yanına gelip kapakları kapatılmış bu iki kutudan birini seçeceğim. Daha sonra bu seçtiğim kutudan gözlerim kapalı olarak rastgele bir top seçeceğim. Seçtiğim top siyahsa öleceksin, beyazsa yaşayacaksın". Siz olsaydınız yaşama şansınızı mümkün olduğu kadar arttırmak üzere topları kutulara nasıl koyardınız?
5) Telefon çalınca Dedektif Kafacan yerde iki kol saati gördü. Saatler durmuştu. Kafacan hemen her iki saati de kurup doğru zamana getirdi ve birini sol, birini de sağ koluna taktı. Bir saat sonra sol saat 1 dakika ileri gitmiş, sağ saat 2 dakika geri kalmıştı. Ertesi sabah sol saat 7·yi gösterirken; sağ saat 6·yı gösteriyordu. Telefon saat kaçta çalmıştı?
6) İki mum değişik boy ve kalınlığa sahiptir. Kısa olan 11 saatte, uzun olan ise 7 saatte yanıp tükenmektedir. İki mum da aynı anda yakılıyor ve üç saat sonra bakıldığında aynı boya geldikleri görülüyor. İki mumun başlangıçtaki boy oranlarını bulunuz.
7) Bir sihirbazın cebinde iki demir para vardır. Bu paralardan biri normal, diğeri ise her iki tarafı da yazı olan hileli paradır. Sihirbaz elini cebine atarak, paralardan birini rastgele alır ve bu parayı havaya fırlatır. Para yere düştüğünde yazı gelirse;
a)Bu paranın normal para olma olasılığı nedir?
b)Aynı parayı tekrar fırlatır ve ikinci kez yazı gelirse,bu paranın normal para olma olasılığı nedir?
8) Bay X·in çocuklarının yaşları 4·ten büyük 19·tan küçüktür. Çocukların yaşlarının çarpımı 60060 olduğuna göre bay X·in kaç çocuğu olduğunu bulunuz.
9) 1 - 4 - 9 - 61 - 52 - 63 - ?
10) A - C - G - L - N - O Hangi harf farklıdır?
11) Bir köyle ilgili nüfus kayıtları incelenmektedir. A isimli köylünün kayıtlarına bakıldığında bu kişinin ölmüş bir kardeşi olduğu yazılmaktadır. Ölmüş kardeşinin kayıtlarına bakıldığında ise hiç bir kardeşi olmadığı yazılmaktadır. Her iki kayıtda yazılanlar da doğru olduğuna göre, durumu nasıl açıklarsınız?
12) 0·dan 9·a kadar olan bütün rakamları sadece birer kez kullanarak 10 rakamlı bir sayı elde edeceksiniz. Ancak bu sayının;
• ilk rakamının oluşturduğu sayı, 1·e tam olarak bölünebilecek,
• ilk iki rakamının oluşturduğu sayı, 2·ye tam olarak bölünebilecek,
• ilk üç rakamının oluşturduğu sayı, 3·e tam olarak bölünebilecek, ...
benzer şekilde devam edecek ve bu sayının on rakamının oluşturduğu sayı (yani kendisi) , 10·a tam olarak bölünebilecek.
Bu koşullara uyan en küçük sayıyı bulunuz
13) Kamp yapmakta olan Ahmet, Bülent ve Can kahvaltıda sadece elma ya da muz yemektedirler.
• Ahmet elma yerse, Bülent Muz yemektedir.
• Ahmet ya da Can Elma yemektedir, ancak ikisi birlikte değil.
• Bülent ve Can ikisi birlikte muz yemezler.
Hangisi dün elma bugün muz yemiş olabilir?
14) C - G - I - L - O - S - U Hangisi farklı?
15) Üç satranççıya, aralarında en iyi oyuncunun kim olduğu sorulur. Verilen cevaplar şöyledir:
A: ""En iyi ben değilim"
B: "En iyi C·dir"
C: "B yalan söylüyor"
İçlerinden sadece biri doğru söylediğine göre, en iyi satranççı kim?
16) Elimizde 0·dan 5·e kadar numaralanmış iki zar var. Bu zarlar atıldığında gelen sayıların toplamının asal olma olasılığı nedir?
Asal sayılar, 1·e ve kendisinden başka hiçbir sayıya tam olarak bölünemeyen sayılardır.
17) 0·dan 9·a kadar olan bütün rakamların sadece birer kez kullanıldığı 10 rakamlı bir sayı, 1·den 10·a kadar bütün sayılara tam olarak bölünüyor.
Bu koşulu sağlayan en küçük sayıyı bulunuz.
18) 105 sayısı, iki ya da daha fazla ardışık sayının toplamı olarak kaç değişik şekilde elde edilir?
Örnek: Aynı soru 15 sayısı için sorulsaydı yanıtımız 3 olacaktı. (7+8=15, 4+5+6=15 ve 1+2+3+4+5=15)
19) 4 tekerli bir yarış arabası 48km.lik bir pistte toplam 6 lastik kullanıyor. Tüm lastiklerin kullanım mesafeleri eşit olduğuna göre herbirinin ne kadar yol katettiğini bulunuz.
20) Herhangi bir yılın Ocak ayında 5 Pazartesi, 5 Salı, ve 5 Çarşamba günü bulunuyorsa, o yılın 1 Şubat·ı hangi güne denk gelir?
21) Hiç bir rakamı sıfır olmayan öyle iki sayı bulun ki, çarpımları bir milyon olsun.
22) A, B ve C adlı üç balıkçı arkadaş ile ilgili şu bilgiler bilinmektedir:
1. Haftanın sadece bir gününde üçü birden balığa çıkarlar.
2. Hiçbir balıkçı ardarda üç gün balığa çıkmaz.
3. Haftada en fazla bir gün aynı iki balıkçı ikisi birden balığa çıkmaz.
4. A, Pazar, Salı ve Perşembe günleri balığa çıkmaz.
5. B, Perşembe ve Cumartesi günleri balığa çıkmaz.
6. C, Pazar günleri balığa çıkmaz.
Üçünün birden balığa çıktığı gün hangisidir.
23) Elinizde ağırlıkları farklı 5 top var. Bir denge terazisinde sadece topları birbirleriyle kıyaslayarak (yani hiçbir ağırlık kullanmadan) büyükten küçüğe doğru sıralamanız isteniyor.
Bu işlemi doğru olarak gerçekleştirmeyi garantilemeniz için en az kaç tartı yapmanız gereklidir?
24) 1’den 1.000.000´a kadar olan sayılar sırayla yan yana yazılsa (1 ve 1.000.000 dahil)
a) Toplam kaç adet rakam kullanılmış olur?
b) Birmilyonuncu rakam ne olur?
25) Kol saatiniz durmuşsa, gösterdiği zamanın gerçek zamanla farkı (yani hatası) en fazla 6 saat olabilir. Akrep ve yelkovanı aynı uzunlukta ve görüntüde olan bir kol saatinin neden olabileceği hata en fazla ne kadar olabilir?

26) Bir üniversitede her öğrenciye 00000 ile 99999 arasında değişen farklı bir öğrenci numarası verilecektir. Herhangi iki öğrencinin kimlik numaraları karşılaştırıldığında en az iki basamaklarının farklılık göstermesi isteniyor. Bu durumda en fazla kaç öğrenciye numara verilebilir.
27) 1 ile 9 arasındaki bütün sayıları sırayla birer kez kullanarak ve sadece toplama, çıkarma, çarpma, bölme işlemleri uygulayarak 2001 sayısını elde ediniz.
(Örnek: -1+2+34x56+7+89=2001)
28) 5 partinin temsil edildiği bir ülkenin parlamentosunda toplam milletvekili sayısı 200 olup güvenoyu için en az 101 milletvekili gerekmektedir. Bu parlamentoda;
- Hiçbir iki partinin oluşturacağı koalisyon güvenoyu sayısına ulaşamamaktadır.
- Herhangi 3 partinin oluşturacağı bütün koalisyonlar güvenoyu alabilmektedir.
En az milletvekili olan partiyle, en çok milletvekili olan parti arasındaki fark en fazla kaç olabilir?
29) Virüs bulaşmış belli bir sayıdaki bilgisayarı virüsten temizleyeceksiniz. Bugün işe başlayarak günde üç bilgisayar temizlerseniz Pazar günü işi bitirebileceksiniz. Eğer günde beş bilgisayar temizlerseniz işi bitirebileceğiniz gün Cuma olacak.
Bugün günlerden ne?
30) Öyle iki pozitif sayı bulun ki, çarpımları tek basamaklı, toplamları ise iki basamaklı olsun.
BEYNİNİZ SAĞCI MI SOLCU MU :))))
Beyninizin sağ ve sol loblarından hangisinin daha gelişmiş olduğunu, sözel veya sayısal yeteneklerinizi bu test ile test edebilirsiniz....
1. Okulda iken hangi dersleri tercih ederdin?
a) Sosyal dersler
b) Sayısal dersler
2.Hangi spor dalını tercih edersin?
a)Yalnız yapılan
b)Takım halinde yapılan
3. Gördüğün rüyayı berrak canlı olarak hatırlıyor musun?
a) Çoğu zaman
b) Nadir veya asla
4. Konuşurken
a) Çok mimik ve hareket
b) Çok az mimik hareket
5. Ellerini birleştir. Sağ baş parmağın
a) Üstte mi?
b) Altta mı?
6. Saatine bakmadan doğru zamanı tahmin etmeye çalış.
a) Tahminin 10 dakika geçiyorsa
b) Tahminin 10 dakika içinde mi
7. Sen daha çok
a) İnsanların yüzünü mü hatırlıyorsun.
b) İnsanların ismini mi hatırlıyorsun.
8. İki gözün açık olarak bir kalemi düz bir kenara doğru tut. Sol gözünü kapat ve kalemin yer değiştirdi mi, değiştirmedi mi? Not et, ondan sonra aynısını sağ gözünü kapatarak yap ve not et. Kalemin
a) Sol gözünü kapatınca yer değiştirdi.
b) Sağ gözünü kapatınca yer değiştirdi.
Not: A lar B lerden fazla ise sağ beyin daha hakim
B ler A lardan fazla ise sol beyin hakim
BELLEĞİMİZ KUSURSUZ MU?
Hafıza aslında olağanüstüdür:
Çoğu insan tanıştığı kişilerin %10·dan daha azının yüz ve isimlerini hatırlayabilir. Verilen telefon numaralarının %99·dan daha çoğunu unutmaktadır. Hafızanın yaşlandıkça zayıfladığı hakkında genel bir kanı vardır. Bu kanı doğrudur. Fakat yaşlandığı halde hafızanın hala güçlü olduğu insanlar görmüşüzdür. O halde bu insanlar yaşlandığı halde neden hafızaları eski güçlerini korumaktadır.
Bunun cevabı, bu kişilerin fark etmeden hafızalarını kullanmanın temel prensiplerini elde ettikleridir. Öyleyse hafızanın nasıl kullanılacağını bilmek, hafızanın güçlenmesini ve aynı güçte kalmasını sağlamaktadır.
FOTOĞRAFİK BELLEK ( HAFIZA)
İnsanlar gördükleri her şeyi, çoğunlukla kısa bir süre tam ve net olarak hatırlamalarını sağlaşan fotoğrafik hafıza öylesine kusursuzdur ki rasgele beyaz bir levha üzerine serpiştirilmiş bin beneği bile aynen hatırlaşabilmektedir.
Bu da bize uzun madde kapasitesinin şanı sıra yeteneği de olduğunu anlatır.
Çocuklar bu yeteneğe sahip oldukları halde onlara hayal gücü ve hafıza eğitiminden çok mantık ve dil eğitimine dayanan eğitimin verilmesi sonucunda bu yeteneğin büyük ölçüde yok olduğu görülmektedir.
BEYNİN POTANSİYELİ
Beynimiz uyuyan bir dev gibidir. Uzmanlar beynimizin ancak % 1·ini kullandığımızı söylemektedir. Bu durumda çok büyük bir potansiyelin varlığı söz konusudur.
Hafıza Eğitimi·nin amacı da işte bu potansiyeli geliştirmeye yardımcı olmaktadır. Zira potansiyelimiz aslında geliştirilmeye elverişlidir.
Hafıza Eğitimi·ne katılanların bazıları kendilerini ilerletmeyi büyük bir amaç haline getirebilirler. Dolayısıyla bu projeye daha fazla çaba ve zaman ayırmaya karar verebilirler.
Bazıları ise gerekli oldukça; özellikle dikkat etmeleri gereken alanlarda zaman zaman yararlanmak amacıyla Hafıza Eğitimi·ne katılmış olabilirler.
Her iki yaklaşım da son derece mantıklıdır. Bu ilgiyi spora olan yaklaşımla kıyaslarsak; kimileri şampiyon olmak için her gün çalışarak, antreman yaparak ve kendilerini adayarak spor yapar. Ama siz belki amatör düzeyde bir futbolcu olmak isteyebilirsiniz. Bu durumda temel bilgileri edinir, biraz ayak oyunları öğrenir ve mevkiinizde yapılması gerekenleri yaparsınız.
İşte niyetiniz sadece pratik bir şeyler öğrenmek de olsa, yapacağınız küçük çalışmalar, sizde büyük performans değişikliklerine sebep olacaktır.
Yukarıda verdiğimiz bilgilerin ışığında şöyle bir soru ortaya çıkacaktır: "Neden beynin potansiyelinin bu kadar azı kullanılmaktadır?"
Ana sebeplerin başında; yakın zamana kadar beynin nasıl çalıştığının bilinememesi gelmektedir. Zihinsel yeteneğimizle ilgili sorunlar beynin kapasite eksikliğinden değil onu nasıl kullanacağımızı bilmemizden kaynaklanmaktadır.
BEYNİMİZ NASIL ÇALIŞIR?
Tarihçe: Günümüzden 2000 yıl kadar önce beynimiz hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmiyordu. Hatta aklın bedenin bir parçası olduğu dahi kabul edilmiyordu. En ünlü filozoflardan olan ve modern bilimin kurucusu sayılan Aristo bile duyu ve hafıza merkezinin kalpte olduğunu savunuyordu. Rönesans·a gelindiğinde aklın başta olduğu biliniyor ancak beyin bir muamma olarak kalıyordu.
Ancak 20. yy.·ın ikinci yarısında itibaren beyinle ilgili bilgilerimiz artmaya başladı. Kaldı ki 30·lu 40·lı yıllarında bile beynin basit bir makine gibi çalıştığı düşünülüyordu. Bir taraftan birkaç bilgi giriyor, beyinde işleniyor sonra da uygun kutulara yerleştiriliyordu. Hepsi bundan ibaretti.
Oysa son yıllarındaki araştırmalar sonucu, beynin zannedilenin aksine son derece karışık ve sandığımızdan çok daha yetenekli olduğu ortaya çıktı.
BEYNİN YAPISI
Biyolojik olarak incelendiğinde beyin; alt beyin, üst beyin ve sinir sistemi olarak üç kısımdan oluşmuştur. İnsan beyninin farkı da üst beynin gelişmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bundan sonra beyin diye bahsedeceğimiz kısım bu "üst beyin" olacaktır.
Önceleri beynin büyüklüğünün zeka gelişimindeki ana faktör olduğu düşünülmüştü. Ancak gözlemler bunu doğrulamadı. Sonra beynin kıvrımlarının gösterdiği artışın zekanın asıl kaynağı olduğu saptandı. Bu kıvrımlar her hücrenin diğer hücrelerle yapmış olduğu birleşmeler arttıkça, fazlalaşıyordu.
Çarpıcı bir benzetmeyle insanı bir bilgisayara benzetirsek beş duyumuz klavyeyi, bilinçaltımız hard diski temsil etmektedir.
Davranışlarımız ise hard diskten ve klavyeden gelen bilgilerin görüntülendiği monitöre benzetilebilir. İç programlarınız ne ise davranışlarınız bunların hayata yansımalarıdır.
ÜST BEYNİN YATAY GÖRÜNÜŞÜ
60·lara doğru Roger Sperry beynin sağ ve sol yarılarını birleştiren "Corpus Callosum" adlı parçayı çıkararak bir deney yaptı. Duyulan ilginçti...
Beyin iki yarıya ayrılmıştı. Birbirine çok benzeyen bu iki yarı acaba bir bütünün parçaları mıydı, yoksa birbirine uyum içinde işleyen iki ayrı beyin gibi mi çalışmaktalar dır?
Daha sonraki yıllarda Robert Ornstein, öğrencileri üzerinde farklı entelektüel süreçlerde beynin yaydığı duyuları inceledi. Sonuç şaşırtıcıydı...
Beyin temel entelektüel işlevler bakımından sanki iki ayrı parçaymış gibi davranıyordu. Buna göre;
1) SAĞ BEYİN : Bedenimizin sol yanını kontrol etmektedir.
2) SOL BEYİN : Bedenimizin sağ yanını kontrol etmektedir.
Beynin iki yanı biyolojik olarak birbirine benzer.
Yapılan diğer araştırmalar da eksikleriyle aynı sonuçlar üzerinde birleşiyordu.
Bu arada; bu iki yarıdan birini yoğun olarak kullanırken diğerini ihmal eden kişilerde; performans eksiklikleri gözlemleniyordu. Ancak bu "zayıf" yarının geliştirmesi şaşırtıcı sonuçları beraberinde getiriyordu.
Yani "sağ + sol" "1 + 1" gibi aritmetik bir toplam gibi değil belki beş-on kat performansı artırıyordu. Sonuçlar; bu iki yarının uyumlu çalışması ve aralarındaki fizyolojik ilişkilerin artırılmasının önemini vurguluyordu.
Düşündüğümüz zaman hepimizin klasik eğitim sisteminden geçtiğimizi görüyoruz. Bu sistem daha çok sol yarı ağırlıklı akademik bilgilere prim vermektedir. Bunun yanında sağ yarı faaliyetleri ikinci plana atmaktadır.
Örneğin matematik, dil gibi dersler ana derslerken, resim, müzik gibi dersler ara derslerdir. İlk saydığımız derslerden başarılı olanlar zeki olarak nitelenirken diğerlerinde başarılı olup matematik veya dilde başarılı olmayanlar pek de zeki olarak tanımlanmazlar.
Oysa zaten bilgisayarların matematik ve mantık işlemlerinin çoğunu yapabildiği günümüzde bunlardan daha değerli bir özellik karşımıza çıkar. "YARATICILIK" Yeni fikirler oluşturma, orijinallik, hayal gücü gibi tamamıyla insani değerler zihnin yaratıcılığını ortaya koyar. Bilgi dünyasına yolculuk ettiğimiz günümüzde artık esas fark bu noktadır. Yani geleceğin başarılı insanları; yaratıcılığa, esnekliğe, vizyona ve hayal gücüne sahip olan insanlar olacaktır.
Eğitim sistemi ise bu hedefe ulaştırmaktan çok insanı sol yarı işlevlerine hapsetmektedir. Bir ilkokul öğretmeninin anlattığı şu örnek, yaratıcılığın yitimini tespit etmektedir. İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin resimleri incelendiğinde her birinde orijinallik ve yakın bir yaratıcılığın izleri görülmektedir. Öğrenciler dördüncü sınıfa geldiklerinde ise tek düzeliğini ve kendini birilerine beğendirme arzusunun yoğunlaştığı - elma
ÖĞRENME VE EĞİTİMDE SAĞ BEYNİN ÖNEMİ
*Çağımızın bilimsel ve teknik gelişmelerinde sol beynin çok önemli bir yeri olduğu kabul edilmektedir. Eğitimde bilgi, yabancı dil, tarih, matematik sol beyni gerektirir. Bu yüzden sol beyin çalıştırılır.
*Okul öncesi çocuklar daha çok renkler ve görüntülerle düşünebilme gibi dış etkilere daha açık ve çok farklı fantezilere sahiptir. Fakat okulda bu özellikler bastırılınca, sol beyin aşırı zorlanır ve sağ beynin bazı fonksiyonlarını da yüklenmek zorunda kalır. Bu arada zayıf kalan sağ beyin hırçınlaşınca çocuklarda bir takım ruhsal dengesizliklerin başladığı uzmanlarca görülmüştür.
*Aynı zamanda beyinlere dolan bu bilgi fazlalığından fazla körelirler. Bu aşırı yükleme sonucunda çocuklarda üretkenlik, merak ve öğrenme istekleri yok olur.
*Sağ beyin eğitilmediğinden, insanların yaşamlarında aslında sağ beynin gerekli olduğu durumlarda çalışmalar daima sonuçsuz kalır.
BEYNİMİZİN SOL VE SAĞ LOBLARININ FONKSİYONLARI
*Beynimizi sol yarı kelimelerle düşünür, sol beynin anahtarı kelimelerdir, yani sol beyin kelimelerle çalışır.
*Sağ beyin anahtarı da görüntülerdir. Yani görüntülerle çalışır. Beynimizin sağ yarısı daha çok duygusal algılamalar ve görüntülerle çalıştığında bu bölümde olanları her zaman bilinçli olarak açıklamayız ve tanımlamayız.
*Her iki anahtarı da çalıştırmalıyız. Beynimizin her iki yanını aldığımız kararlara aktif olarak katmadığımızda, hayatımızda birçok iniş ve çıkışlar meydana gelir.
MANTIKSAL SOL BEYİN
*Yazma işini sözcüklerle yapar.
*Zor ve karmaşık bağlantıları zorlukla ve adım adım verileri yerine yerleştirerek koyabilir
*Kesin bir zaman sınırlaması içinde, yani adım adım düşünebilir. *Bir bütüne yoğunlaşamaz.
*Sol beyin her şeyi bir anda algılayamaz. *Beynimizin sol yanı bir problemi dikkatle çözer ve sonuca ulaştığından sonucu kendine göre olumlu olarak görür.
DUYGUSAL SAĞ BEYİN
*Dili en çarpıcı, ince tanımlama ve sembollerle duyusal ayrıntılarla inceler.
*Sağ bölüm zor ve karmaşık bağlantıları kavrayabilir ve doğru tepki verebilir.
*Adım adım düşünmez ve bütün üzerine yoğunlaşır. . *Birçok değişik şeyi aynı zamanda "hepsini bir bakışta" işler. *Fakat duyusal uyarı ve işaretleri değerlendiren sağ yan, korku ve
endişe içinde olabilir.
SÜRE:15 DAKİKA

DESTEKLEDİKLERİMİZ

                                     

                              

Ana Sayfa | İdare | Personel | Okulumuz | Köyümüz | İlçemiz | Resimler | Aktiviteler | Okul-Aile | Muhtarlık | Öğrencilerimiz | Haberler | Duyurular | Teşekkür | İletişim | Bilgi Edinme |
Fethi DEMİRCİ ©2007 T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Karaköy İlköğretim Okulu Müdürlüğü Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (352) 614 11 21 Faks: 0 (352) 614 11 21  E-Posta: karakoyio15@mynet.com