T.C. Millî Eğitim Bakanlığı
 
ANA SAYFA İDARE PERSONEL OKULUMUZ KÖYÜMÜZ İLÇEMİZ RESİMLER AKTİVİTELER
OKUL-AİLE MUHTARLIK ÖĞRENCİLERİMİZ HABERLER DUYURULAR TEŞEKKÜR İLETİŞİM BİLGİ EDİNME
Ara
  • SİTE HARİTASI
  • KURUM TANITIM
  • REHBERLİK
  • ÖĞRENCİLERİMİZDEN
  • AKADEMİK TAKVİM
  • VİZYON & MİSYON
  • DOKUMANLAR
  • BAŞARILARIMIZ
  • ŞAİRİMİZ
  • ÖNEMLİ KİŞİLER
  • PLANLAR
  • SOSYAL KULÜPLER
  • BELİRLİ GÜNLER
  • LİNKLER
  • KÖŞE YAZILARI
  • WEB TASARIM EKİBİ
  • MAAŞ SORGU SİSTEMİ
  • BİRAZ DA EĞLENCE

BAĞLANTILAR

  • KAYSERİ MEB
  • YAHYALI MEB
  • YAHYALI HEM
  • DURMUŞ İNNECİ İ.Ö.O.
  • ÇUBUKLU İ.Ö.O.
  • ve DİĞER OKULLAR
  • SPONSOR FİRMAMIZ
  • DUYURU VE HABERLER
  • RESMİ YAZILAR
  • HİZMETİÇİ BAŞVURU
  • KAYSERİ RAM

BAKANLIK BAĞLANTILARI

  • ATATÜRK
  • MEB
  • İLSİS (Kurum)
  • İLSİS (Personel)
  • EĞİTEK
  • SINAVLAR
  • ATAMA
  • HABERLER
  • DUYURULAR
  • E-DERGİLER
  • OKULLAR
  • HİZMETİÇİ
  • MEB WEB SİTE
  • MEVZUAT
  • E-OKUL
  • RTÜK ÇOCUK

TARİHİ ÇANAKKALE’DE YAŞAMAK

     22 Haziran 2007 tarihinde Yahyalı’dan 14 kişi olarak Çanakkale gezisi için yola çıktık.Hava oldukça sıcaktı,adeta çöl sıcaklarının ortasında yolculuk yapıyorduk.Arkadaşların fıkraları,hikayeleri ve espirileriyle sıcaklık yerini samimi bir ortama bırakmıştı.Herkesin tek amacı vardı;muhteşem zaferin yaşandığı Çanakkale’yi görmek,şehitlerimizi ziyaret edip onlara dualar göndermek.Aslında o muhteşem makama ulaşan kişilerin dualara ihtiyacı yoktu çünkü onlar en yüksek makama-şehitlik makamına-ulaşmışlardı.Aslında bizlerin onlardan şefaat dilemesi gerekir.

     Yol boyunca İç Anadolu’nun sararmış başaklarla dolu tarlalarını görüyorduk.Sanki onlar da bizlere insan hayatının evrelerini anlatıyordu.İnsanlar olgunlaştıkça ve içinden çıkılmaz olaylarla karşılaştıkça değişir ve bir başak misali başları eğilir.Yeni başarılar,araştırmalar,buluşlar bir birini kovalar.Sonunda bir başak misali son demine gelir.

     Güzel dinlenme tesisleri,tarih kokan yapıları ve araya serpiştirilmiş parkları ve bahçeleri…Tabii ki yolumuzu kısaltan muhteşem yola da değinmeden geçemeyeceğim.Yol boyunca ülkemizin gelişmekte olduğunun resmi çizilmiş sanki.Tatile giden,tatilden dönen,memleketlerine giden veya bir yerlere ulaşması gereken insanlarla hınca hınç dolu yollar.

        Gecenin ilerleyen saatlerinde arkadaşlar tarafından bir yarışma programı koyuldu televizyona.Bu geleneksel hale gelen Türkçe olimpiyatlarıydı.Muhteşem bir salon,rengarenk insanlar ve aynı dili konuşan farklı ülkelerden gelen öğrenciler.Kimi Mozambik’ten kimi Türkmenistan,kimi Gana’dan…Adını bildiğimiz ve bilmediğimiz o kadar çok ülkeden-o ülkedeki Türk okullarının yetiştirdiği-o kadar çok öğrenci katılmıştı ki..Onların muhteşem şekilde Türkçe konuşması ve Türkçe şiir ve şarkı okuması insanın gözlerini yaşartmaya yetiyordu.Hepsi birbirinden güzel muhteşem eserler.

         Gecenin geç saatlerinde herkes uyumuş ve sabah 07.00 de Çanakkale’ye varmıştık.Hava çok sıcak ve nemliydi. Güzel bir kahvaltının ardından vapurla Gelibolu’ya geçtik.İlk olarak Kilit Bahir kalesini gezdik.Kale Osmanlı Devletinin son zamanlarında yapılmış.Duvarları çok geniş sanırım yedi metre genişliğinde muhteşem bir yapı.Büyük bir top atılmış ve top kalenin yapısında kalmış patlamamış.İnsanın o topu kale surunda görünce aklı almıyor.

         O kadar çok anıt-şehitlik var ki gören kişinin büyülenmemesi imkansız.Rehberimizin anlattığı anılar,yaşanan büyüleyici olaylar bizi kendimizden geçiriyor adeta o günleri yaşıyor gibi oluyorduk.Yaşlı bir amca tarlasını öküzlerle sürerken öğle vakti,sabana bir şey takılıyor.Dikkatle baktığında toprağın altından kan çıktığını görüyor.Hemen toprağı eşeliyor ve hiç bozulmamış bir insan cesediyle karşılaşıyor.Üstündeki kıyafet hariç hiçbir şey bozulmamış.Sanki toprağın altındaki ceset değil de yaşayan bir insana ait.Yaşlı dede telaşa kapılıyor ve topraktan  çıkarıyor cesedi.Cesedin üstündeki köstekli saat dikkatini çekiyor.Saate bakıyor saat öğleyin 12.00 bir de kendi saatine bakıyor kendi saati de 12.00.Dedenin şaşkınlığı bir kat daha artıyor.Çünkü köstekli saatin diğer günde doğru çalışması için her gece tekrardan kurulması lazım.Sonra bakıyor yanında bir su kabı.İçini açıyor içi su dolu ve su taze.Şaşkınlığı bir köşeye bırakıp cesedi topraktan çıkarıyor ve tarlanın bir köşesine gömüyor.Saat ve su kabını da alıyor yanına.Hava kararmak üzereyken evinin yolunu tutuyor.Bir müddet sonra yorgun olduğu için hemen yatıyor.Rüyasına tarladaki ceset giriyor.Ceset,dedeye şöyle sesleniyor.

“---Neden beni ait olduğum yerden çıkardın,üzerimdeki saati ve su kabını neden aldın der?

---Ben abdestimi o su kabından alıyordum ve namaz saatlerimi o saate bakarak belirliyordum.Ben şimdi nasıl abdest alacağım,nasıl namaz kılacağım der.”

    Dede kan ter içinde uyanır  ve hemen tarlanın yolunu tutar  ve yanına da saati ve su kabını da alır.Cesedi gömdüğü yerden alır  ve bulduğu yere tekrar gömer.

    Bir başka şehitliğe çeviriyoruz yolumuzu.Çam ağaçlarının arasından ve havanın sıcaklığıyla birlikte devam ediyoruz gezimize.Seyit Onbaşı’nın- Çanakkale savaşının kilit adamını-çarpıştığı yere gidiyoruz..Elimizde 376 Alman yapımı 26 tane Osmanlı hanımlarının altınları ve paralarıyla yapılan mayın var.376 mayın Alman komutan tarafından enine yerleştirilir boğaza.Diğer 26 mayın işe yaramaz denilerek bir köşeye atılır.Ancak bir gece yanılmıyorsam Çanakkale komutanı Esat Paşa’nın rüyasına peygamber efendimiz  girer.26 mayının  boğazın en geniş yerine ve denizin kıyısına yakın bir yere yerleştirlmesini söyler.Bu askeri anlayış olarak gerçekleşmesi imkansız bir plandır.Ama bunu söyleyen yüceler yücesi,baş tacı edilecek,en üstün insansa tabiî ki dinlenmesi gerekir.Tabii ki Paşa da bu emre itaat eder.Nusret  Mayın Gemisiyle bildirilen yere,boğaza dikey şekilde yerleştirilir.Ancak düşman gemileri muhteşem teknolojik araçlarıyla her şeyi görmektedirler.deniz üzerindeki en ufak bir hareketliliği,deniz üzerindeki kibrit kutusunu bile görmektedirler.Nasıl olurda bu geminin düşman gemilerinin olduğu yere gitmesini ve mayınları yerleştirmelerini görmüyorlar.Bunu insanın aklı hayali almıyor.Düşman komutanın dediği gerçekleştiriyor.”Çanakkale de Allah Türkleri tuttu.Onlara yardım etti”

Mecidiye tabyalarını düşman gemilerini bombalıyor.Bombanın biri  cephanenin olduğu yere düşer.Şiddetli bir patlamayla sadece bir kişi ayakta kalır.Şaşkınlık tedirginlik içinde etrafına bakar.Arkadaşlarının kemikleri,etleri hepsi parça parça olmuş ve her tarafa dağılmış.Tam o an toprağın altından bir elin kıpırdadığını görür.Hemen toprağı kazar  ve arkadaşını çıkarır.İşte toprağın altından çıkan kişi koca Seyit’tir.Seyit Onbaşı durumu anladıktan sonra –Le havle…çeker hiç durmadan.Kendisi toptan tüfekten anlamayan,sadece top ve tüfeklere numara yazan bir onbaşıdır.Hemen topların bulunduğu yere gider ve arkadaşından yardım ister ancak arkadaşı 276 kg ağırlığındaki topları kaldırmanın imkansız olduğunu söyler.Bunun ardından Seyit onbaşı tek başına topun birini kucaklar ve onda vücudundaki kemiklerin çatırdadığı duyulur.

        Düştü düşecek derken beş basamak merdivenlerden çıkar ve topun ilkini en büyük geminin üstüne doğru gönderir.Ancak geminin batması için sadece dümeninden vurulması gerekmektedir.İlk top geminin ön tarafına düşer.Hemen ikinci topu kucaklar ve aynı şekilde merdivenlerden çıkar.İkinci topu da gönderir düşman gemisinin üstüne bu top kullanmaktan anlamayan mucizevi insan.İkinci top da geminin arka kısmını yaralar ancak bu da yetmez batmasına.Üçüncü topu da kucaklar ve tam dümeninden vurur dehasa gemiyi.işte o an 211 metre uzunluğundaki gemi etrafında daireler çizerek batmaya başlar.Diğer gemiler bu geminin kendilerine çarpmaması için hemen manevra yapıp geri dönerler.Ancak daha önce hiç kimsenin aklına yatmayan ve hiç kimsenin aklına gelmeyen 26 Osmanlı mayınlarının  yerleştirildiği tarafa doğru gemiler döner.Mayınların olduğu yerden dönmeye çalışan gemilerden en büyük ikisi de bu mayınlara çarparak büyük bir şiddetle batar.Düşmanlar neye uğradığını anlayamaz ve geri çekilme emri verilir.Düşmanlar geldikleri gibi Çanakkale’yi geçemeden geri dönerler.

      Yolumuzu Arı Burnu’na çeviriyoruz.Burası tam bir uçurum.İnsanın burayı tırmanması imkansız sayılabilir.Fakat burada mucizevi bir olay yaşanmış.Fransız askerler gece nerelerden çıkartma yapılacağını tespit eder  ve o noktalara şamandıra atar.Bu şamandıralar denizin akıntısıyla yer değiştirir ve Arı Burnu önlerine geliyor.Burada çok az Türk askeri bulunuyor çünkü buradan düşman askerinin çıkması imkansız.Gece olur  ve çıkarma yapılır.Düşman askerleri şaşkın çünkü buradan tırmanmak imkansız.Yine de emir demiri keser diyerek tırmanırlar.Türk askeri de arazi yapısını bilmediği için her çıkan düşman askerinin üstüne süngüyle saldırırlar.Her çıkan düşman askerini süngüyle geldikleri gibi geri gönderirler.Bazen de düşman askeriyle beraber Türk askerleri  de uçurumdan adeta uçar.Bunu gören düşman komutanı:”Gözü kapalı savaşan ve ölen Türk askerini gördüm de uçan Türk askerini ilk kez görüyorum.”demiş.

        Anlatacak o kadar çok olay,o kadar çok anı var ki anlatmakla bitirilemez.Ben gezdiğim yerde  gerçekleşen ve duyduğum çok az olayı anlattım.Bu muhteşem savaşın yaşandığı yeri görmek isteyen,savaşın o günlerini adeta yaşamak isteyen varsa hiç durmasın mutlaka ama mutlaka Tarihimize altın harflerle yazılan Çanakkale Zaferi’nin yaşandığı yeri ziyaret edin.Japonlar nasıl ABD nin atom bombası atıp Japonları esir aldığı Hiroşima ve Nagazaki şehirlerini her doğan çocuklarına gösteriyorsa ve her yıl mutlaka oraları ziyaret ediyorsa bizlerde ecdadımızın kanlarıyla sulandığı ve resmi kayırlara göre 253.000 Türk askerinin şehit olduğu yeri mutlaka ziyaret etmeliyiz.

 27/06/2007

Saygılarımla…

 MUSTAFA KÜLLÜK

Türkçe Öğretmeni

DESTEKLEDİKLERİMİZ

                                     

                              

Ana Sayfa | İdare | Personel | Okulumuz | Köyümüz | İlçemiz | Resimler | Aktiviteler | Okul-Aile | Muhtarlık | Öğrencilerimiz | Haberler | Duyurular | Teşekkür | İletişim | Bilgi Edinme |
Fethi DEMİRCİ ©2007 T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Karaköy İlköğretim Okulu Müdürlüğü Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (352) 614 11 21 Faks: 0 (352) 614 11 21  E-Posta: karakoyio15@mynet.com